Thu, 23 Nov 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

ULUSLARARASı HUKUK PERSPEKTIFINDEN BIR ANALIZ: BIRLEŞMIŞ MILLETLER, FILISTIN VE ÜYE OLMAYAN GÖZLEMCI DEVLET STATÜSÜ

Uluslararası Hukuk Perspektifinden Bir Analiz: Birleşmiş Milletler, Filistin ve Üye Olmayan Gözlemci Devlet Statüsü
Birleşmiş Milletler Genel Kurul’unda 29.12.2012 tarihinde yapılan oylama da Filistin, lehine verilen 138 evet oyu ile, ‘üye olmayan gözlemci devlet’ statüsüne yükseltilmiştir. Bilindiği üzere, bu statüden önce, Filistin Kurtuluş Örgütü, Filistinlileri temsil eden bir örgüt olarak tanınmıştı. Fakat Birleşmiş Milletler nezdinde, devlet olarak bir tanınırlığı bulunmamaktaydı. 2011 yılında gözlemci kuruluş statüsündeki Filistin Özerk Yönetimi, BM’ye tam üyelik başvurusunda bulunmuştu. Ancak Birleşmiş Milletler’e tam üye olabilmenin ön şartı Güvenlik Konseyi kararı ve Genel Kurul’da 2/3’lük desteğe sahip bulunmak gerekmekteydi. ABD’nin açık şekilde başvuruyu veto edeceğini duyurması üzerine, başvuru görüşülmemiş ve rafa kaldırılmıştı.  Daha sonra Filistin tam üyelik statüsünün bir kademe altı olan üye olmayan gözlemci devlet statüsü için tekrar başvuruda bulundu ve yukarıda değindiğimiz üzere, büyük bir orandaki olumlu oy ile kazandı. Bu statü ile Filistin, Birleşmiş Milletlerce devlet olarak tanınmıştır. Meselenin hukuki yönleri ayrıntılı irdelenir ve işlenirse, önümüzde ki günlerde gebe kalınacak olan yeni siyasi gelişmelerin kolayca yerlerine oturtulabilecek köşe taşları hükmünde olacağı kanısındayız.
Filistin’in kazandığı bu statünün, uluslararası hukuk açısından devletlerin tanınması, Birleşmiş Milletler ve Filistin ilişkisi, üye olmayan gözlemci devlet statüsü’nün ne anlama geldiği, işlerliği ve yine bu statünün hukuksal getirilerinin neler olduğu gibi muhtelif uluslar arası hukuku ilgilendiren konularla bağlantısı vardır. Sırasıyla bu konuları işlemekte fayda bulunmaktadır.
Filistin Devleti
Genel Kurulun oylaması öncesi, Filistin’i 132 devlet, devlet olarak tanımış bulunmaktaydı. Tanımanın uluslararası hukukta açıklayıcı bir işlem mi  kurucu bir işlem mi  olduğu tartışmalı bir durum olmakla birlikte, genel eğilim açıklayıcı bir işlem olduğu yönündedir. Birleşmiş Milletler’in devlet olarak tanıması bu açıdan çok önemli bir gelişme olarak karşımıza çıkmaktadır. Devlet niteliği kazanmanın kurucu unsurları olarak kabul ettiğimiz, ülke, insan topluluğu ve etkin yönetim unsurlarından, üçüncüsü olan etkin yönetim unsurunda Filistin özelinde tartışmalar bulunmaktadır. Doktrinde tanıma, açık olarak gerçekleştirilebileceği gibi zımnen ( örtülü) olarak da yapılabilmektedir. Örtülü tanıma açıkça bildirilmemesine rağmen, bazı hareketlerle tanıma iradesi ortaya konulabilmektedir. Bu bağlamda genel kurulda Filistin’in gözlemci üye olmayan devlet statüsünü kazanmasında rol oynayan bazı devletler, tasarıya bu olumlu oyun devlet olarak tanıma anlamına gelmeyeceğini vurgulamışlardır.
Üye Olmayan Gözlemci Devlet Statüsü
Bu statü şu an itibariyle,  Vatikan ve Filistin devletlerinin sahip oldukları statü olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha önce de Avusturya, Vietnam, İsviçre, İspanya vb. gibi ülkeler bu statüde bulunmuşlardır. Birleşmiş Milletler antlaşması incelendiğinde, antlaşma metninde böyle bir  statü aslında bulunmamaktadır. Birleşmiş Milletler uygulamaları ile hayata geçen, başta planlanmamış bir konumdur.
Pratikte üye olan devletler ile üye olmayan devletler arasında değerli bir köprü görevi kurması yönüyle, önemli bir işleve sahiptir. Birleşmiş Milletler sistemine diğer, uluslar arası hukuk kişilerini entegre etme amacıyla uygulamadan türemiştir de denilebilir.
Üye olmayan gözlemci devlet statüsü, tartışmalara katılma, karar alma mekanizmalarında sonuca yönelik süreçte rol alma, birleşmiş milletler karargahında mekana sahip olma, diplomatik personelinin, üye olan devletin personeline nispetle daha az da olsa bir takım imtiyazlara sahip olduğu bir statüdür. Bazı uluslararası hukukçular bu statüye sahip devletleri, oy hakkı bulunmayan devlet olarak nitelendirmişlerdir. Bu tipin özellikleri irdelendiğinde bu tasnifin yanlış olmadığı görülmektedir. Birçok uluslararası toplantı ve konferansa katılabilme hakkını elde etme gibi sonucu da bulunmaktadır.
Filistin Kurtuluş Örgütü, bu statüden önce de yine Birleşmiş Milletlerce tanınan bir örgüt olarak bulunmaktaydı. Birleşmiş Milletler’in 13 Haziran 1988tarihli, 52. oturumunda alınan kararla,  Filistin’in yeni statüsü genel kurul toplantılarına katılma, Ortadoğu ile ilgili gündemlerde söz alma, cevap hakkı, alınacak kararlara dolaylı olarak etki etme haklarına sahip olma, kazanımlarını elde etmişti. Devlet olarak tanındıktan sonra da bu şekilde devam edecektir.
Nirengi Noktası: Örgütten, Devlete ve UCM
Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçları ve saldırı suçlarına bakan uluslararası bir mahkemedir. 1998’de statüsü kabul edilen Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2002 tarihinde kurulmuş ve 11 Mart 2003 tarihinde çalışmaya başlamıştır.  Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurabilmek için devlet statüsünü haiz olma şartı bulunmamaktadır. Devletler haricinde, gerçek kişiler ve hatta özel tüzel kişiler de mahkeme savcılığına başvurabilmektedir. Savcı mahkemenin yetkisine giren konularda re’sen soruşturma yaparak, dava açma hakkına sahiptir. UCM’ye taraf olmayan devlet aleyhine, sadece Güvenlik Konseyi’nin kararı aracılığıyla dava açılabilecektir. Filistin’in önceki statüsü de Uluslar arası Ceza Mahkemesi’nde İsrail’i şikayet etmeye uygundur. Fakat İsrail’in, UCM’ye taraf olmaması hasebiyle,  İsrail’e karşı UCM’nin yargı yetkisi, güvenlik konseyi kararı ile UCM’ye yetki verilmesi ile olacaktır.
Sonuç Yerine:
Gelinen noktada, siyasi olarak olduğu gibi hukuki açıdan da elde edilen sonuç, bir başarı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunda şüphe yoktur. Elde edilen statü, İsrail’in küçümsediği gibi hiçbir anlama gelmeyen bir statü değildir. Zira Birleşmiş Milletler gibi, uluslararası toplumu sistemize etmeye çalışan ve 193 üye devletin olduğu büyük temsiliyete haiz bir örgütün, ve 138 oy gibi önemli bir çoğunlukla desteklediği statü, neresinden bakarsanız bakın siyasi bir başarıdır. Hukuksal getirilerinin ise, yukarıda detaylı incelediğimiz üzere büyük bir değişiklik getirmekten nakıs olduğu kanaatindeyiz.  Tüm bu sebeplerle, Genel Kurulun Filistin’e vermiş olduğu bu statü uluslararası barış yolunda önemli bir adım olarak değerlendirilebilecektir.

Ufuk Dal, Analist, USBED

20.9.2013 - Hit : 2526


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu