Thu, 23 Nov 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

BOĞAZLARDA YENI TARTıŞMA: GEMI ÜZERINDE ROKETATAR TAŞıMAK MONTRÖ’YE AYKıRı Mı?

Boğazlarda Yeni Tartışma: Gemi Üzerinde Roketatar Taşımak Montrö’ye Aykırı mı?
Türkiye ile Rusya arasında uçak düşürülmesiyle başlayan gerginlik, uluslararası hukuk bilgilerimizi de tekrar gözden geçirmemizi sağladı. Türkiye, kendi hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağını hangi hukuki nedenlere dayanarak düşürdüğü konusu uzun süre tartışıldı ve tartışılmaya hala devam ediliyor. Son günlerde tartışılan konu ise, Türkiye'nin boğazları (İstanbul ve Çanakkale) Rus savaş gemilerinin geçişine kapatıp kapatamayacağı ile ilgili. Bu konuda her kafadan bir ses çıksa da, 1936 yılında imzalanan ve Türk boğazlarının hukuki statüsünü düzenleyen Montrö Boğazlar Sözleşmesi bu soruna açık bir şekilde cevap veriyor. Bugünün bir diğer sıcak gündemi ise Ulaştırma Bakanımız Sn. Binali Yıldırım'ın boğazlardan geçen bir Rus gemisi hakkında yapmış olduğu açıklamayla ilgili. Sn. Bakan’ın, "Rus savaş gemisinin İstanbul Boğazı’ndan geçtiği sırada üzerinde füzeli askerlerin görülmesi hoş karşılanacak bir durum değildir. Bu açık bir tahrik unsurudur. Üstelik Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin ihlali anlamına da gelir.” şeklinde bir açıklama yaptığı ileri sürülmüştür. Şimdi gelin bu açıklama ışığında, söz konusu hadisenin niçin Montrö Sözleşmesi'nin ihlali anlamına gelmediğini ve Türkiye’nin boğazları niçin kapatamayacağını birlikte inceleyelim.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre boğazlardan geçiş rejimi, gemilerin türüne ve geçiş zamanına göre farklı statülerle belirlenmiştir. Ticaret gemileri için bazı istisnaları olmakla birlikte kural olarak serbestlik rejimi benimsenmiştir. Konumuz itibariyle bizi asıl ilgilendiren ise savaş gemilerinin tabi olduğu geçiş rejimidir. Sözleşme bu konuda barış zamanında ve savaş zamanında farklı rejim türleri kabul etmiştir.
Barış zamanında hafif su üstü gemileri, küçük savaş gemileri ve yardımcı gemiler gündüz geçmek, gerekli ön bildirimde bulunmak ve geçiş sırasında kuvvetini detaylı olarak bildirmiş olmak şartıyla boğazlardan transit olarak geçebilmektedirler. Bu durumda, boğazlardan transit geçen gemiler üzerindeki uçaklar kullanılamaz, boğazlardaki yabancı savaş gemisi sayısı 9’u ve toplam tonajı da 15.000 tonu aşamaz. Bununla birlikte Karadeniz’e kıyısı olan devletler (Olayımızda Rusya), 15.000 ton üzerindeki hattı harp gemileri, ön bildirimde bulunmak ve geçişte kuvvet bildiriminde bulunmak suretiyle tek başına en fazla iki torpidoyla boğazlardan geçebilir.
Savaş zamanında ise, Türkiye savaşan değilse, tarafsız devletlerin savaş gemileri barış zamanındaki hükümlere göre serbestçe boğazlardan geçebilir. Savaşan devletlerin gemileri ise boğazlardan geçemez. Bu zaman diliminde Türkiye savaşan devlet konumundaysa veya kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi altında hissederse boğazları kapatıp kapatmama konusunda serbestçe hareket edebilecektir. Montrö Sözleşmesi’nin bu hükümlerinden de anlaşılacağı üzere Türkiye’nin bugün boğazları kapatması için önünde hiçbir somut sebep yoktur. 
Peki dün İstanbul boğazından geçen savaş gemisi hangi sınıf bir gemiydi ve elinde küçük bir roketatar taşıyan askerin bulunması sözleşmeye aykırı mı? Bahsi geçen savaş gemisi, Rus donanmasının Karadeniz Filosu’na ait gemilerinden “Ropucha-1” sınıfı çıkarma gemisidir. Bu gemi, en dolu haldeyken bile en fazla 4,080 ton ağırlığında olabilmektedir. Dolayısıyla “Zırhlı Kruvazörler” gibi bir hattı harp gemisi sınıfında kabul edilmeyebilir. Dolayısıyla bu tip küçük savaş gemileri gündüz geçmek, gerekli ön bildirimde bulunmak ve geçiş sırasında kuvvetini detaylı olarak bildirmiş olmak şartıyla boğazlardan serbestçe geçebilir. Görüldüğü üzere bu gemiler için Sözleşmede herhangi bir silah sınırı belirtilmemiştir. Peki söz konusu gemi bir hattı harp gemisi sınıfında olduğu kabul edilirse durum değişir miydi? Yukarıda da belirtildiği gibi, bu haldeyken bile söz konusu gemilere torpido gibi güçlü bir silahtan iki adet bulundurulmasına izin verilmiştir. Dolayısıyla fotoğrafta gözüktüğü üzere, bir askerin elinde küçük bir roketatar bulundurması hiç bir şekilde Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırı olmadığı gibi, boğazların kapatılmasına da bir neden değildir. Dolayısıyla Sn. Bakanımızın açıklamasının hukuki bir dayanağı maalesef yoktur. Ancak kabul etmek gerekir ki, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Karadeniz’e kıyısı olan 6 ülkenin güvenliğini esas almaktadır. Dolayısıyla yapılan bu eylem, boğazların güvenliğini ön planda tutan bir Sözleşme’nin genel ruhuna aykırı olarak yorumlanabilir. Dolayısıyla bu eylem uluslararası hukuka aykırı olmasa bile, tahrik edici olduğundan tasvip edilmesi de mümkün değildir.
Arş. Gör. M. Yusuf EREN, Analist, USBED
8.12.2015 - Hit : 1255


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu