Thu, 27 Apr 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

ULUSLARARASı HUKUK BOYUTLARıYLA TÜRKIYE-HOLLANDA KRIZI

Uluslararası Hukuk Boyutlarıyla Türkiye-Hollanda Krizi
Türkiye ile Hollanda arasında yaşanan diplomatik krizin ilk tohumları, 11 Mart 2017 tarihinde Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Hollanda’ya uçuş vizesinin iptal edilmesiyle atılmıştır. Mevlüt Çavuşoğlu, 16 Nisan’da yapılacak olan Anayasa referandumuna ilişkin olarak Hollanda’daki Türk vatandaşları ile görüşmek üzere Rotterdam’daki Başkonsolosluk binasına gidecekti . Uçuş izninin iptal edilmesinin ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptığı açıklamada , söz konusu uygulamayı bir skandal ve kabul edilemez olarak nitelendirmiş;  Hollanda'nın attığı bu adımın elbette bir karşılığı olacağını ifade etmiştir. Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağının iniş izninin iptaline ilişkin Hollanda tarafından yapılan açıklamada , Hollanda Hükümeti, çok sayıda kişinin bir araya toplanmasını kamu düzenini ve güvenliğine tehdit olarak nitelendirmiştir. Ayrıca, iki hükümet arasında toplantının yapılış şekline ilişkin görüşmeler yapıldığı, fakat Türkiye’nin herhangi bir engellemenin varlığı halinde yaptırımda bulunacağı tehdidinde bulunması üzerine Hollanda’nın uçuş iznini iptal etme kararı aldığı ifade edilmiştir. 
12 Mart 2017 tarihinde Hollanda’nın, Türkiye’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Hollanda'da yaşayan Türklerle ve diplomatik temsilcilerle bir araya gelmek üzere yapacağı ziyareti engellemesi ise, iki devlet arasındaki krizin iyice yükselmesine neden olmuştur . Rotterdam'da Başkonsolosluğu'na geçmesine izin verilmeyen Kaya persona non grata ilan edilmiş ; Kaya'yı aracından çıkarmaya çalışan polis, vinçli çekici getirip aracı zorla çekme girişiminde bulunmuş; aracın kilidini açmak zorunda kalan Bakan Kaya, başka bir araçla polis eskortuyla Almanya'ya götürülerek sınır dışı edilmiştir . Ayrıca Kaya'nın polis tarafından engellendiğini öğrenen Konsolos Sadin Ayyıldız, Kaya'nın yanına gelmek istemiş, fakat Başkonsolosluk binasının önünde barikat kuran polisler, binadan çıkmasına izin vermemiştir . Kaya’nın sınır dışı edilmesine ilişkin Hollanda Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Kaya'nın siyasi kampanya kapsamında Hollanda’ya girmesine izin verilmeyeceğinin Türk yetkililere bildirilmesine rağmen ülkeye giriş yaptığı, daha önce yaşanan benzer bir krize rağmen Hollanda’ya gelmesinin bir sorumsuzluk olduğu ve dolayısıyla kendisine Almanya sınırına kadar ülkeyi terk etmesi için eşlik edildiği ifade edilmiştir .
Yaşanan son krizin ardından, Türkiye hükümeti tarafından, Hollanda'nın Ankara Büyükelçiliği ve Başkonsolosluğu ile Hollanda Büyükelçiliği Maslahatgüzarının evi ile Başkonsolosun konutuna giriş ve çıkışlar güvenlik gerekçesiyle kapatılmıştır . Bununla birlikte, Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayla, izinli olarak Türkiye dışında bulunan Hollanda Büyükelçisinin bir müddet görevine dönmemesi istenmiş; Türk toplumuna karşı alınan bu vahim kararın, Hollanda'yla diplomatik, siyasi, ekonomik ve diğer alanlardaki ilişkiler açısından ciddi sonuçlar doğuracağı Hollandalı yetkililere bildirilmiştir . Yaşanan diğer önemli bir olay ise, 12 Mart 2017 tarihinde, İstanbul'da Hollanda Başkonsolosluğu’nda Hollanda bayrağının çekildiği göndere, öğle saatlerinde Türk bayrağı çekildiği iddia edilmiştir. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, bir kişi, bina çatılarından konsolosluğa geçerek Türk bayrağını göndere çekmiştir. Kısa süre sonra, Türk bayrağı indirilerek yeniden Hollanda bayrağı göndere çekilmiştir. Cumhurbaşkanlığı kaynakları tarafından yapılan açıklamada ise, "İstanbul'da Hollanda Başkonsolosluğu’nda göndere Türk bayrağı çekilmesi, konsolosluk yetkililerinin tamamen kendi inisiyatifleriyle gerçekleşmiştir" denilmiştir . 
Krize neden olan olayları kısaca özetledikten sonra, krizin uluslararası hukuka ilişkin boyutlarını birkaç soru şeklinde sıralayalım:
1- Öncelikli olarak bir devletin Dışişleri Bakanı ve diğer herhangi bir bakanının diplomatik dokunulmazlığı var mıdır? 
İlk olarak uluslararası hukuk bakımından diplomatik personel dışında kimlerin dokunulmazlığa sahip olduğuna bakmak gerekir. Diplomatik misyon görevlilerinden başka, Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı veya Dışişleri Bakanı’nın dokunulmazlığa sahip olduğu uluslararası andlaşmalarda ve uygulamada tartışmasız olarak kabul edilmektedir . Bunun yanında diğer uzman Bakanların ve kamu yetkililerinin dokunulmazlığa sahip olup olmadığı andlaşmalarla düzenlenmiş olmasa da, uluslararası hukuk doktrini, bu konuda “yüksek dereceli öteki kişilerin”, (bakanlar bu kişilere dâhildir) de diplomatik dokunulmazlığa sahip olacağını kabul etmektedir . Fakat belirtmek gerekir ki,  bu dokunulmazlıklar, bakanlara yalnızca görevleri dolayısıyla mı, yoksa sürekli olarak tanınmıştır bu konuda netlik bulunmamaktadır. Fakat, tanınan dokunulmazlıkların yalnızca söz konusu yetkililere yalnızca görevleri dolayısıyla verilmesi düşüncesi daha baskın gelmektedir. Çünkü bu kişilerin zaten devletin yetkilendirmesi dâhilinde görevli oldukları ülkeye gittikleri ve bu görev kapsamında dokunulmazlıklarının sağlanması gerekmektedir. Yani seyahat amaçlı ya da resmi olmayan bir şekilde, bir bakanın (Dışişleri Bakanı hariç) diğer bir devlete gitmesi durumunda, bu dokunulmazlıktan faydalanamaması dokunulmazlığın amacına da uygun düşecektir. Yine belirtmek gerekir ki, devletler arasında yapılacak ikili veya çok taraflı andlaşmalarla veyahut mütekabiliyet ilkesinin gereği olarak, yüksek dereceli öteki kişilerin de her durumda dokunulmazlıktan faydalanması sağlanabilir. Dolayısıyla Türkiye’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nı, resmi bir görev dışında Hollanda’ya ziyarette bulunduğu için (mütekabiliyetin veya iki taraflı bir andlaşmanın yokluğunda), herhangi bir dokunulmazlığı bulunmamaktadır. 
2- Hollanda’nın Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nın ülkeye girmesini yasaklaması ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nı persona non grata (istenmeyen kişi) ilan ederek sınır dışı etmesi uluslararası hukuka uygun mudur? 
Devletler kendi ülkesel sınırları içerisinde mutlak egemendirler ve her türlü yetkiye sahiptirler. Bu yetkilerin içinde, ülkeye girişlerin kontrolü yetkisinin yanında, ülkesinde bulunan yabancıların kalma durumlarına ilişkin yetkilere de sahiptir. Yani bir devlet, ülkesine sadece belli bir devletin vatandaşlarının girmesini yasaklayabileceği gibi, diğer bütün ülkelerden girişleri de yasaklayabilir. Ya da ülkesinde bulunan bütün yabancıları sınır dışı etme yetkisine sahiptir. Genel kural, devletin bütün bu yetkilere sahip olduğu yönündeyken, insan hakları, hukuk devleti gibi temel kavramların etkisiyle birlikte, devletlerin mutlak ülkesel egemenlik kavramları bazı kısıtlamalara uğramıştır. Örneğin, bir devlet ülkesinde bulunan bir yabancıyı, eğer o kişi,  geri gönderildiği ülkede ağır insan hakları ihlaline uğrayacaksa, geri gönderemeyecektir. Bu temel bir örf ve adet hukuku kuralıdır ve bu kural devletlerin egemenlik yetkisine bir sınırlama getirmiştir. Görüldüğü üzere, devletler ülkesel egemenliklerinin bir gereği olarak belirli sınırlar içerisinde, kamu düzenine ve güvenliğine tehdit oluşturduğu gerekçesiyle, istedikleri kişiyi sınır dışı etme ve istediği kişinin ülkeye girmesine izin verme yetkisine sahiptir. Tabii ki, bu gerekçenin yerinde olup olmadığı hukuken bir uyuşmazlık halinde tartışılabilir. Devletler kendi ülkelerinde görev yapan diğer devletlerin diplomatik temsilcilerini persona non grata (istenmeyen kişi) ilan etmekte serbesttirler. Bir diplomatik temsilcinin persona non grata ilan edilmesi, kabul eden devletin uluslararası sorumluluğunu doğurmaz. Çünkü devletler bu kişileri kabul etmede nasıl serbestlerse, istememekte de serbesttirler. Dolayısıyla bir devlet diğer bir devletin diplomatik temsilcisini istenmeyen kişi ilan edip sınır dışı edebiliyorsa, yine aynı şekilde diğer bir devletin herhangi bir bakanını da istenmeyen kişi ilan edebilecektir. Dolayısıyla Hollanda’nın kamu düzenine ve güvenliğine tehdit oluşturduğu gerekçesiyle, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nın ülkeye girmesini yasaklaması ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nı persona non grata (istenmeyen kişi) ilan ederek sınır dışı etmesi uluslararası hukuka uygundur ve Hollanda’nın uluslararası sorumluluğunu doğurmaz. Tabii ki “kamu düzenine ve güvenliğine tehdit” kavramı muğlak ve yoruma açık bir kavramdır. Ancak uluslararası bir uyuşmazlık çıkması halinde, ilgili hakemlik ya da yargı organı tarafından ele alınabilir.
3- Türkiye uluslararası hukuk bakımından hangi sınırlar içinde kalarak Hollanda’ya karşılık verebilir? Türkiye’nin almış olduğu tedbirler bu sınırların içinde midir? 
Hollanda’nın ülkeye girişi engelleme fiili ile sınır dışı etme fiili her ne kadar uluslararası sorumluluğunu doğurmasa da, uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk bakımından başka sorunlar doğurmaktadır. Şöyle ki uluslararası hukuk devletlere başka bir devletin hukuka aykırı davranması ya da o devletin çıkarlarını zedelemesi durumunda, bazı zorlama yollarına başvurmasına izin vermiştir. Bu yollar misilleme ve zararla karşılıktır. Misilleme, bir devletin, diğer bir devletin hukuka aykırı olmayan fakat çıkarlarını zedeleyen davranışına karşılık olarak devletler hukukunun yasaklamadığı yollarla karşılık vermesidir. Misillemede en önemli nokta, karşılık olarak yapılan davranışın uluslararası hukuka uygun bir davranış olmasıdır. Misillemede, misillemede bulunan devletin bir hakkına değil, hukuk tarafından korunmayan bir çıkarına zarar vermesi gerekmektedir. Misilleme yapan devletin fiili ile misilleme yapılan devletin fiilinin denk olması ve benzer araçlarla kullanılması gerekmemektedir. Uygulanan uluslararası hukukta çeşitli misilleme örnekleri şunlardır : Limanların ilgili devlet gemilerine kapatılması; ilgili devlet vatandaşlarına sıkı kurallar uygulanması; aşırı vergi oranları ve farklı gümrük tarifeleri belirlenmesi; ilgili devletle ticari ilişkilerin kesilmesi; ekonomik ve teknik yardımın andlaşmalara aykırı düşmeyecek biçimde kesilmesi; diplomatların istenmeyen kişi (persona non grata) ilan edilmesi; diplomatların ülke içindeki hareketlerinin sınırlanması; kısaca boykot olarak anılan mal ithaline izin verilmemesi; karşı devletin yurttaşlarından vize istenmesi ya da ülkeye girişlerinin yasaklanması.
Bir diğer hukuka uygun zorlama yolu olan zararla karşılık tedbirini, bir devletin başka bir devlete karşı gerçekleştirdiği uluslararası hukuka aykırı fiiline, diğer devletin bu davranışın sona erdirilmesini sağlamak amacıyla, uluslararası hukuka aykırı bir fiille karşılık vermesi şeklinde tanımlamak mümkündür. Zararla karşılıkta esas olan, karşılık olarak yapılan fiilin uluslararası hukuka aykırı bir fiil teşkil etmesidir. Ayrıca zararla karşılıkta, karşı tedbir alacak olan devlet, öncelikle diğer devleti uyarmalı ve kendisine karşı gerçekleştirilen uluslararası hukuka aykırı fiilin sona erdirilmesini istemelidir. Başlıca zararla karşılık tedbiri örnekleri andlaşmaların uygulanmasının durdurulması ya da feshi, malların ve gemilerin zapt ve müsaderesi ile ambargo olarak sıralanabilir.
Türkiye-Hollanda krizinde, Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ülkeye giriş izninin iptal edilmesi ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nı Fatma Betül Sayan Kaya'nın istenmeyen kişi ilan edilerek sınır dışı edilmesi, uluslararası hukukun devletlere verdiği yetkiler içerisinde kalmakla birlikte, Türkiye’nin itibarını zedelemekte ve çıkarlarına ters düşmektedir. Dolayısıyla Hollanda’nın bu fiillerine karşılık olarak Türkiye’nin misilleme yapma yetkisi bulunmaktadır. Bu konuda ilk icraat olarak Türkiye, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi’nin geçici olarak ülkeye girmesini yasaklamıştır. Türkiye’nin yapmış olduğu bu fiil uluslararası hukuka uygundur ve misilleme karşı yöntemini oluşturur. 
1963 Konsolosluk İlişkileri Hakkındaki Viyana Sözleşmesi’ne göre, kabul eden devlet, ülkesi üzerinde konsolosluğun bütün mensuplarına yer değiştirme ve seyahat etme serbestisi tanımak zorundadır. Bu yükümlülüğün ihlali uluslararası hukuka aykırıdır. Ayrıca, Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosu’nun seyahat serbestisi uluslararası hukuka aykırı olarak engellenmiştir. Bu fiile karşılık olarak ise Türkiye, Hollanda'nın Ankara Büyükelçiliği ve Başkonsolosluğu ile Hollanda Büyükelçiliği Maslahatgüzarının evi ile Başkonsolosun konutuna giriş ve çıkışlar güvenlik gerekçesiyle kapatmıştır. Esasında Türkiye’nin yapmış olduğu fiiller de uluslararası hukuka aykırıdır. Fakat Türkiye’nin yapmış olduğu bu fiil Hollanda’nın fiiline karşılık olarak yapıldığı için uluslararası hukuka uygun hale gelmiştir ve zararla karşılık olarak nitelendirilir.  
Sonuç olarak Türkiye’nin karşılık olarak almış olduğu önlemler uluslararası hukuka aykırı değildir. Türkiye uluslararası hukuka uygun şekilde farklı misilleme yöntemlerine de başvurabilir. Fakat Türkiye, krizin daha da büyümemesi ve özellikle yurt dışındaki Türklere karşı kin ve nefretin artmaması adına itidalli davranmalı ve ülkesel çıkarların da korunması gözetilerek hareket etmelidir. Sorunun tırmandırılmadan bir an önce sona erdirilmesi, tarihsel anlamda köklü ilişkilere sahip olan iki devletin barış ve huzuru için önem arz etmektedir.
Referanslar
1) http://www.dunyabulteni.net/manset/395775/hollandadan-ikinci-skandal-karar-bakanin-konvoyu-durduruldu, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
2) Açıklama hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. http://aljazeera.com.tr/haber/cavusoglu-laleler-adam-edememis, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
3) “11 Mart Cumartesi günü Rotterdam'da Sayın Çavuşoğlu ile bir araya gelmek için çok sayıda Türk kökenli Hollanda vatandaşına yönelik yapılan kamuoyu çağrısı sonrası hükümet, kamu düzeni ve güvenliğinin riske girdiğine karar vermiştir. Hollanda ile Türk Dışişleri Bakanı’nın ziyaretine ilişkin Türk makamlarıyla görüşmeler yapmış; hatta iki hükümet Türk yetkililerin toplantıyı bir Türk konsolosluğuna ya da elçiliğe devretmesi, kamuoyuna kapalı ve daha küçük ölçekte düzenlemesi olasılığı konusunda istişarelerde bulunmuştur. Ancak bu müzakerelerin sonuçlanmasından önce, Türk makamları Hollanda'yı yaptırımlarla tehdit etmiş; bu tehdit, makul bir uzlaşma arayışını imkânsız hale getirmiş ve Hollanda iniş haklarını iptal etme kararı almıştır.”, https://www.government.nl/ministries/ministry-of-foreign-affairs/news/2017/03/11/government-statement-on-the-denial-of-turkish-landing-rights, Erişim Tarihi, 12.03.2017; Buna Karşın Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklama şu şekildedir: “Hollanda Hükümeti bu süreçte en başından itibaren diplomatik teamüllere yakışmayan bir tutum izlemiş, ziyareti engellemek için her yola başvurmuştur. Hollanda makamlarının talebine uygun şekilde toplantının Rotterdam yerine Lahey Büyükelçiliğimiz konutunda yapılması tarafımızdan kabul edilmiş olmasına rağmen bu sefer de bir diplomatik misyonda toplantıya katılacakların listesini talep etmek gibi kabul edilemez isteklerini kabul etmeyince Hollanda makamları Sayın Dışişleri Bakanımıza verilen uçuş iznini bugün öğlen saatlerinde iptal etmişlerdir.” http://www.mfa.gov.tr/no_-73_-hollanda_yla-iliskilerimiz-hk_.tr.mfa, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
4) http://www.dunyabulteni.net/guncel/395787/turkiyeden-hollandaya-jet-misilleme, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
5) http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39247859, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
6) http://www.aljazeera.com.tr/haber/kilicdaroglundan-hollandaya-tepki, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
7) http://www.cnnturk.com/dunya/turkiye-hollanda-krizinde-neler-yasandi?page=7, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
8) https://www.government.nl/ministries/ministry-of-foreign-affairs/news/2017/03/12/government-statement-concerning-turkish-minister-kaya%E2%80%99s-escorted-departure, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
9) http://www.dunyabulteni.net/guncel/395787/turkiyeden-hollandaya-jet-misilleme, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
10) http://www.mfa.gov.tr/no_-73_-hollanda_yla-iliskilerimiz-hk_.tr.mfa, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
11) http://www.aljazeera.com.tr/haber/hollandanin-turkiye-temsilcilikleri-onunde-protesto, Erişim Tarihi, 12.03.2017.
12) AKSAR Yusuf, Teoride ve Uygulamada Uluslararası Hukuk I, Teoride ve Uygulamada Uluslararası Hukuk I, 2013, s. 290. 
13) PAZARCI Hüseyin, Uluslararası Hukuk Dersleri III, Ankara 2005, s. 70.
14) ERDAL Selcen, “Uluslararası Hukukta Karşı Önlemler Ve Akçakale’de Yaşananlar”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi”, Cilt: 22, Sayı: 1, Yıl: 2014, s. 14
Tacettin Çalık, Analist, USBED
13.03.2017 - Hit : 1596


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu