Tue, 26 Mar 2019
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

TÜRKIYE İÇIN REVIZYON VAKTI: TRANSATLANTIK TICARET YATıRıM ORTAKLıĞı VE TÜRKIYE

Türkiye İçin Revizyon Vakti: Transatlantik Ticaret Yatırım Ortaklığı ve Türkiye
1995 yılı Türk dış politikası açısından özel anlam ifade eden yıllardan biridir. Ankara Anlaşması’ndan beri süregelen Avrupa Birliği (AB) ile müzakereler sonucunda, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararı uyarınca hayata geçirilen Gümrük Birliği ile önemli bir ekonomik bütünleşme düzeyinde ortaklık sağlanmıştır.  Ancak ortaklıktan kastedilen iki tarafın eşit söz hakkına sahip olduğu bir bütünleşme ifade etmemiş, Türkiye’ye karar alma mekanizmalarında yer verilmeyerek AB tarafından üçüncü ülkelere yönelik olarak belirlenen dış ticaret politikalarına Türkiye’nin kendi çıkarına olsun ya da olmasın uymasını gerektiren bir sistem oluşturulmuştur. Bu bağlamda Türkiye AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarının (STA) ve diğer ticaret ve yatırım ortaklıklarının “karşı tarafa verilecek ayrıcalıklar” ayağında tarafı haline gelirken, alınacak ayrıcalıklar ayağında ise “menşe kuralı” nedeniyle aynı ayrıcalıklara sahip olamama riskiyle karşı karşıya kalmıştır.
Burada, günümüz ekonomik gelişmeleri bağlamında “diğer ticaret ve yatırım ortaklıkları” ibaresi büyük anlam ifade etmektedir. Bunun nedeni, AB ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında yürütülmekte olan “Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (Transatlantic Trade and Investment Partnership – TTIP)” müzakereleridir. Dünya milli gelirinin yaklaşık yarısını oluşturan iki dev ekonomi aynı zamanda Türkiye’nin de iki önemli ticaret ortağı konumundadır. 2005-2012 yılları arasında Türkiye’nin AB-27’ye ihracatı toplam ihracatının ortalama % 49,5’ini ve ithalatı da toplam ithalatının % 39,9’unu oluştururken ABD için bu oranlar sırasıyla % 7,7 ve % 5,6 şeklinde olmuştur.  Dolayısıyla da Türkiye’nin iki aktörle de oldukça dinamik, genişlemeye açık bir hacmi bulunan ve toplamda dış ticaretinin yarısından fazlasını oluşturan ekonomik ilişkileri mevcuttur. Gümrük Birliğinin yürürlüğe girdiği 1996 yılından 2014 yılına kadar Türkiye-AB ikili ticaret hacminin 4 kat genişlemesi hem Türkiye ekonomisi adına bu bütünleşmenin anlamını hem de ekonomik bütünleşme süreçlerinin ülke ekonomilerine olası etkilerini görmek adına oldukça önemli bir veridir. 
TTIP projesinin ortaya atılmasında 2008 Küresel Ekonomik Krizi’nin oldukça büyük etkisi olmuştur. Ayrıca Batı bloku olarak adlandırabileceğimiz AB-ABD blokunun karşısında Rusya’ya ek olarak Çin ve Hindistan gibi ekonomilerin yükselmeye başlaması tarafları yeni ekonomik atılımlar yapmaya bir anlamda mecbur bırakmıştır. Ortaklıkla AB ile ABD arasında sürdürülebilir kalkınmaya yönelik işbirliğinin sıkılaştırılmasına ek olarak halihazırda yüksek düzeylerde olan birtakım endüstrilere dair tariflerin düşürülmesi/kaldırılması planlanmaktadır.  Türkiye Gümrük Birliği üyesi olmasına karşın AB üye ülkesi olmaması nedeniyle görüşmelerde taraf olarak yer alamamaktadır. Bu durumda TTIP’ın hayata geçirilmesi durumunda Türkiye’yi ABD malları Türkiye’ye vergisiz veya düşük vergili girerken Türk mallarının ABD’ye herhangi bir ayrıcalığa tabi tutulmadan girmesi, Türk mallarının hem AB hem de ABD pazarlarında yeni ve ayrıcalıklı rakipleri karşısında kayba uğraması gibi olumsuz olasılıklar beklemektedir.  Merkez Bankası tahminlerine göre TTIP’ın hayata geçirilmesi sonucunda tarifelerin kaldırılması ve tarife dışı engellerin azaltılması senaryosunda Türkiye GSYH’sini % 0,561 arasında azaltacağı tahmin edilmekte olup  bu oranın daha yüksek olma ihtimali de mümkündür. Bu durumla ilgili olarak AB Bakanı Volkan Bozkır ABD mallarının Türk pazarına vergisiz girmesi durumunda Türkiye’nin milli gelirinin % 3’ü civarında kayba uğrayabileceğini ifade etmiştir.  Taraflarla arasındaki ticaretin hacmi göz önünde bulundurulduğunda bu olasılıkların gerçekleşmesi durumunda Türkiye ekonomisinin ciddi yara alacağı açıktır. 
Bu noktada, Türkiye’nin AB ve ABD ile arasındaki mevcut ekonomik ilişkileri yeni politikalarla revize etmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu politika önerilerinden ilki Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin mevcut içeriğine dokunmayı gerektirmeden Türkiye ile ABD arasında bir STA yapılmasıdır.  Türkiye’nin TTIP’e bir STA tarafı olarak dahil olması durumunda GSYH’sinin % 4,6’sı civarında bir kazanç sağlayabileceği öngörülmektedir. Bu ihtimalde Türkiye’nin elini zayıflatan faktörlerden ilki Türkiye’nin Gümrük Birliği üyeliği nedeniyle bağımsız bir karar alarak ABD ile STA yapma yetkisinin olmamasıdır. Türkiye ancak TTIP oluşturulduktan sonra TTIP projesi içeriğinde yer alan özel konumu gereği ABD ile bu yönde bir anlaşma yapma fırsatını elinde bulunduracaktır. Bu noktada Türkiye’nin elini zayıflatan ikinci faktör gündeme gelmektedir. Bu faktör de ABD’nin halihazırda Türkiye ile olan ticaretinde “fazla” veriyor olmasıdır. Türkiye ile ticaretinde zaten avantajlı konumda olan ABD’nin “diğer koşullar sabitken” Türkiye’ye bu yönde bir ayrıcalık tanıması ihtimal dahilinde değildir. 
Türkiye’nin elini güçlendiren faktör ise diğer koşulların sabit olmamasına bağlıdır. Türkiye’nin uzun yıllar boyunca Batı bloku kontrolünün dışına çıkmamasına neden olan NATO üyeliği bu noktada Türkiye tarafından gündeme getirilebilecek bir konudur. Ortadoğu’daki siyasi kargaşa ortamı ve İran Krizi gibi uluslararası sorunlar Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada cereyan ederken Türkiye için Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana NATO üyeliği ilk kez bir anlam ifade edebilecek durumdadır. NATO üyeliğine dair herhangi bir özsorgulamaya gitmeyen Türkiye en azından siyasi ve askeri egemenliği üzerindeki bu gölgeyi ekonomik alanda fırsata çevirmeyi deneyebilir. Zira NATO, son örneğini Yunanistan’da iktidara gelen SYRIZA hükümetinin tasarılarından gördüğümüz üzere artık işlevi oldukça tartışmalı olan bir örgüttür. Politika önerilerinden ikincisi Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin revize edilmesiyle ilgilidir.  Bu noktada ihtimallerden ilki Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin STA düzeyinde bir işbirliği ile ikame edilmesidir. Halihazırda işlenmemiş tarım ürünleri ve hizmetler sektörü gibi Türkiye’nin avantaj sağlayabileceği alanları içermemesi nedeniyle eleştiri konusu olan Gümrük Birliği’nin TTIP ile beraber Türkiye’ye yükleyeceği yeni yük Türkiye’nin bu konudaki talebini meşru kılacak etkenlerdir. Türkiye bu tür meşru gerekçelerine dayanarak STA önerisini AB tarafıyla müzakereye açabilir.
İkinci ihtimal, Gümrük Birliği’ni genişletme yoluyla kayıpların önüne geçmeyi denemektir. Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin işlenmemiş tarım ürünlerini ve hizmetler sektörünü kapsayacak şekilde genişletilmesi masaya getirilebilecek seçeneklerdendir. Nitekim medya organları yakın zamanda Türkiye ile AB arasında bu minvalde bir iletişimin kurulduğu yönünde haberler yapmaya başlamış durumdadır.  AB üyelik sürecinde Türkiye’nin müzakere sürecini dondurmak gibi radikal önlemlere başvurmayacağı göz önüne alındığında Gümrük Birliği’nin Türkiye açısından daha makul bir nitelik kazanmasını sağlayabilecek çalışmaların yapılması Türkiye ekonomisi açısından daha gerçekçi bir çözüm yolu görünümündedir.
Sonuç olarak mevcut durumuyla dahi Türkiye açısından değişikliğe muhtaç konumda olan Türkiye-AB Gümrük Birliği, AB ile ABD arasında yürütülen TTIP müzakereleri dolayısıyla daha büyük önem kazanmıştır. Bu doğrultuda Türkiye’nin en büyük ekonomik ortaklarıyla arasındaki ilişkinin Türkiye aleyhine işleyen bir nitelikten kurtarılabilmesi adına Türkiye’nin ya Gümrük Birliği konusunda AB ile ya da TTIP’ten zarar görmemek adına ABD ile olan ekonomik ve politik ilişkilerinde acilen harekete geçmesi gerekmektedir.                         Kaynakça
Didem Güneş, Merve Mavuş, Arif Oduncu, AB-ABD Serbest Ticaret Anlaşması ve Türkiye Üzerine Etkileri, http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/e23c8575-44bd-4eab-ab52-c14286482258/EN1330.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=e23c8575-44bd-4eab-ab52-c14286482258(Erişim Tarihi: 26.03.2015 , Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Ekonomi Notları, Sayı 2013-30, Kasım 2013, s. 4.
Evaluation of the EU-Turkey Customs Union, World Bank Report, No: 85830-TR, 28 March 2014, pp. 9.
The Top 10 Myths about TTIP: Separating Fact from Fiction, European Commission Report, 2015, pp. 8-12.
Mustafa Şahin, TTYO’nun Gölgesinde Gümrük Birliği’nin Yeniden Değerlendirilmesi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi, Şubat 2015, Sayı 199, s. 23.
TCMB, a.g.m., ss.8
“Gümrük Birliğini dondururuz”, www.hurriyet.com.tr/ekonomi/27518315.asp (Erişim Tarihi: 26.03.2015)
Kemal Kirişci, Turkey and the Transatlantic Trade and Investment Partnership: Boosting the Model Partnership with the United States, Brookings Institute Turkey Project Policy Paper, No: 2, September 2013, pp. 18.
TCMB, a.g.r., ss. 10.
“FT: AB  ve Türkiye Gümrük Birliğini genişletmek istiyor”, www.bbc.co.uk/turkce/ekonomi/2015/03/150323_ft_gumruk_birligi (Erişim Tarihi: 26.03.2015)
Oğuz ÖZDAŞ, Analist, USBED

29.3.2015 - Hit : 1813


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu