Thu, 18 Oct 2018
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

ANKARA SALDıRıSıNıN DÜŞÜNDÜRDÜKLERI VE RADIKALLEŞME

 Ankara Saldırısının Düşündürdükleri ve Radikalleşme
Sözlükte  medeniyet, 'insanca iyi ve ferah yaşayış, adalet severlik, şehirlilik, yaşayış ve sosyal ilişkilerde, ilim, fen ve san'atta tekâmül etme' olarak bahsedilmektedir. Medeniyet bir toplumun tek başına elde edeceği bir şey değildir.1  Aksine medeniyet diğer toplumlar ile etkileşimde bulunarak ortaya çıkar. Burada yıllardır tartışılan bir soruyu sormakta fayda vardır. Medeniyet mi devleti yaratır, Devlet mi medeniyeti yaratır? Çoğu kişi bu soruyu cevaplarken aklına iki cevap gelir; devletin medeniyeti yarattığı düşünebilir ya da medeniyetin devleti yarattığını iddia edebilir. Tam bu noktada medeniyet ve devletin süreç içerisinde birbirinin tamamlayıcısı olduğu hususunun gözden kaçırıldığı söylenebilir. Başka bir ifade ile medeniyet ve devlet süreç içerisinde dengeli bir etkileşime sahiptir. Bu denge devlet lehine bozuldukça toplumsal tepkilerin artabileceği iddia edilebilir. 
Türk dış politikası yakın tarihimizde medeniyet inşa etme hususunda iki tane olay ile karşılaşmıştır. Bunlardan ilki Sovyetler Birliği’nin dağılması ile hâsıl olmuştur. SSCB dağıldıktan sonra ortaya çıkan Türki devletlere “medeniyet getirme” görevi model ülke olarak Türkiye’ye verilmiştir.  Turgut Özal ile başlayan model olma süreci Süleyman Demirel ile devam etmiş; fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır.  Türkiye Orta Asya devletlerine medeniyet götüreceğim derken içeride çok derin sorunlar ile karşı karşıya kalmıştır. PKK ve Radikal İslamcılar (Hizbullah) bu süreçte radikalleşmenin başlıca göstergelerinden biri olmuştur. Türkiye bu dönemde bölgede en etkili devlet olayım derken coğrafyayı ihmal etmesi sebebiyle birçok radikal problem ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Ak Parti 2002 yılına tek başına iktidara geldikten sonraki dönemde Türkiye’nin yine model olacağı bir projenin var olduğu dillendirilmiştir. Türkiye’nin model olma süreci Arap Baharı ile zirve yapmıştır. Arap Baharının demokratik rejimler ile sonuçlanmaması; aksine yeni diktatörleri beraberinde getirmesi, Türkiye’nin yine başarısız bir model olmasına sebep olmuştur.  Türkiye’nin her iki model olma deneyiminde başarısız olmasının en önemli sebebi medeniyetlerin bir kenara bırakılarak devletlerin medeniyet yaratma sürecine girmesinden kaynaklandığı iddia edilebilir. Türkiye, bölgesinde medeniyet-devlet karşılıklı etkileşim çemberine müdahale yapmış ve dengeyi devlet lehine dış siyasi müdahaleler ile bozmuştur. Medeniyet inşa sürecinin toplumsal ve bölgesel dinamiklerden yoksun sürdürülmesi bölgede radikalleşme eğilimlerini arttırdığının altı çizilebilir. 
Türkiye’nin model gösterildiği her iki medeniyet projesi başarılı olsaydı bölge devletleri Türkiye gibi nispeten daha istikrarlı bir siyasal yapıya sahip olacaktı. Fakat medeniyet projelerinin başarısızlıkla sonuçlanması Türkiye’nin de bölge devletleri gibi istikrarsızlaşmasına yol açmıştır.  Türkiye’nin coğrafyasında istikrarsızlaşması toplumsal tabanında radikalleşmesine yol açtığı belirtilebilir.  Coğrafi unsurların Arap Baharı süresince Türkiye tarafından dikkate alınmaması bölgedeki istikrarsızlığın Türkiye’ye de yansımasına sebep olduğu söylenebilir. Ankara’da meydana gelen ve yaklaşık 100 kişinin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan saldırı böylesi bir istikrarsızlığın sonucu olduğu ifade edilebilir.
Radikalleşmenin en önemli ilacının demokrasinin olduğu vurgulanır. IŞİD gibi radikal İslamcı bir örgütün, Türkiye katılımcı bir demokrasi ile radikalleşmesini önleyebilir mi? Bunun çok kolay olduğunu söylemek zor diyebiliriz. Her şeyden önce IŞİD yayılmacı bir örgüt ve kendi söylemi dışındaki bütün Müslüman devletleri kâfir (İslam dışı) olarak görmektedir. Dolayısıyla IŞİD ile diyalog kanalları baştan kapalı konumdadır. Türkiye’de yaşayan IŞİD sempatizanlarının demokratik kanallara sevk ederek radikalleşmelerini önlemenin pek mümkün olmadığını göstermektedir. Türkiye’de IŞİD sempatizanlarının militan olmalarının önüne geçecek en iyi yöntem ise propaganda faaliyetlerinin iyi analiz edilmesi ile mümkün olabilir.  Bu bağlamda IŞİD’in sempatizanlarını etkileme kapasitesi analiz edilmeli ve bunun ile etkin mücadele yapılmalıdır. IŞID ile görünen mücadele şekli ne kadar kuvvetli olursa IŞİD’in Türkiye’de eylem yapma ihtimali o kadar azalacaktır. Lakin şu ana kadar sadece Türkiye değil tüm dünya IŞİD’in propaganda gücü karşısında başarılı olamamıştır.
IŞİD’e karşı Türkiye’nin alacağı bir diğer önlem ise Militanların Türkiye’ye kolay geçişlerini önlemektir. Başka bir deyişle Türkiye’nin sınır güvenliğini arttırması gerekir. Türkiye’nin IŞİD ile mücadelede yaşadığı bir temel problem görünmeyen istihbaratın yeterince sağlanamamasıdır. Görünmeyen İstihbarat yöntemlerinin en ünlüsü IŞİD’e sızmış casuslardır.  Casuslardan gelen istihbarat bilgileri IŞİD ile mücadelede hayati derecede önemlidir. Bu bağlamda görünmeyen istihbarat bilgilerinin Türkiye’ye sağlıklı bir şekilde ulaştığını söylemek pek mümkün görünmüyor. Eğer MİT’in kurmuş olduğu sağlıklı bir görünmeyen istihbarat ağı var olmuş olsaydı IŞİD Suruç, Diyarbakır ve Ankara’da kanlı eylemlere imza atamayabilirdi. 
Sonuç olarak Türkiye geçmişten ders almalı ilerleyen dönemlerde model ülke olma hususunda çok daha dikkatli olması gerekir. Mümkünse Türkiye model olmamaya özen göstermelidir. Dış baskılar sonucu model olmak zorunda kalınan süreçlerde  (Medeniyet mi Devleti yaratır yoksa devlet mi medeniyeti yaratır sorusunun revaçta olduğu zamanlar) Türkiye bir taraf seçmekten ziyade coğrafi konumunun denge üzerine kurulu olduğunu unutmamalıdır. Türkiye bu bağlamda medeniyet kurma projelerinde coğrafyayı ihmal ettiği sürece radikalleşme dalgaları ile karşı karşıya kalabilir.  Uluslararası ilişkilerde medenileşme; devletlerin iç politikalarına saygıyı, devletlerarası karşılıklı istişare anlamına gelir.2  Bu bağlamda karşılıklı istişareyi içermeyen her türlü eylemin bütün devletler için diyem yani medeniyetsizliğe vahşiliğe yol açtığı unutulmamalıdır. 

1
Yunus A. Çengel, “Medeniyet: Nedir, Ne Değildir?”, www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=103, Erişim Tarihi: 14.10.2015. 
2
Çengel, “Medeniyet: Nedir, Ne Değildir?”, Erişim Tarihi: 14.10.2015.

14.10.2015 - Hit : 1566


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu