Tue, 27 Jun 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

TÜRKIYE DE 1 KASıM SEÇIM SONUÇLARı: BAŞARı VE BAŞARıSıZLıK

Türkiye de 1 Kasım Seçim Sonuçları: Başarı ve Başarısızlık
7 Haziran seçimlerinde AK Parti’nin %39-42 arası bir oy alması beklenmiş ve seçimden %40,9 oranında oy almıştı. 1 Kasım seçimlerinde AK Parti’nin %41-44 arası bir oy alması beklenmiş %49,4 oranında oy almıştır.7 Haziran seçimlerinde CHP’nin ise %24-27 arasında oy alması beklenmiş %25 oranında oy almıştı. 1 Kasım seçimlerinde CHP’nin %26-29 oranında oy alması beklenirken %25,4 oranında oy almıştır. 7 Haziran seçimlerinde MHP  %16,3 oranında oy almıştı. MHP’nin 1Kasım seçimlerinde oyu dramatik bir şekilde düşmüş %11,9’a gerilemiştir.  7 Haziran seçimlerinde sürpriz adım ise çoğunlukla Kürtlerin desteğini alan HDP’den gelmişti.  HDP, 7 Haziran seçimlerinden beklenenin üstünde oy alarak %13,1 oranında oy almıştı. 1 Kasım seçimlerinde HDP hayal kırıklığı yaşamış ve kıl payı baraj üstünde kalmayı başarmış  %10,5 oranında oy almıştır. AK Parti 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidar olma fırsatını tekrar yakalamıştır. 1 Kasım seçimi bir “tekrar seçim” olmakla birlikte aynı zamanda bir “baskın seçim” özelliği taşımaktadır. Muhalefet partileri 1 Kasım seçimlerine 3 ay gibi kısa sürede hazırlanamamış, süreci olağan akışına bıraktıkları görülmüştür. Muhalefet açısından daha da kötüsü AK Parti’nin eline ilerleyen dönemlerde oynayabileceği  “baskın seçim” stratejisi kazandırdığı söylenebilir. AK Parti ilerleyen dönemlerde kaybedilen her seçimden sonra baskın seçim yöntemi ile tekrar meydanlara inebilir.
AK Parti neden Tek Başına İktidar Oldu
AK Parti’nin 7 Haziran seçimlerinden sonra teşkilatının yorgun olduğunun farkına varması 1 Kasım seçimlerine daha güçlü hazırlanmasının önünü açmıştır. AK Parti teşkilatı 1 Kasım seçimlerinde daha aktif çalışmış deyim yerindeyse uğramadıkları ev, sıkmadıkları el kalmamıştır.  Teşkilatın kanının tazelenmesi, etkisini göstermiş ve AK Parti 7 Haziran seçimlerine göre 9 puanlık artış sağlamıştır.
7 Haziran seçimlerinde AK Parti Teşkilatını zayıflatan bir diğer önemli husus 3 dönem kuralı olmuştu. 1 Kasım seçimleri öncesinde 3 dönem kuralının esnetilmesi neticesinde hem 7 Haziran seçimlerinde 3. Dönemi dolan Milletvekilleri hem de 1 Kasım seçimlerinde 3. döneme takılan Milletvekilleri, 1 Kasım seçimlerinde yeniden seçilme fırsatı elde etmişlerdir. Böylece AK Parti Teşkilatı 7 Haziran seçimlerinin vermiş olduğu tecrübeyle daha motive halde 1 Kasım seçimlerine hazırlanmıştır. AK Parti, 1 Kasım seçimleri için tecrübeli isimleri sahaya sürmüştür. Tecrübeli isimler aday olduğu illerde çok önemli başarılar elde etmiştir. İstanbul'da yüzde 48,8 ile birinci parti olan AK Parti, İzmir'de ise yüzde 31,5 ile CHP'nin (%46) ardından i kinci sırada yer aldı. AK Parti'nin Ankara'daki oy oranı ise yüzde 48,9 oldu. Halk nezdinde AK Parti’nin Türkiye’de ulaşım, sağlık ve sosyal hizmetlerde sağlamış olduğu başarı unutulmamıştır. Bu başlıklarda hizmet eden AK Partili bakanlar sadece aday olduğu illerde değil o ilin bulunduğu bölgeye de hareketlilik getirmiştir. Ege bölgesinde Eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın aday gösterilmesi bölgede heyecan yaratmıştır. Eski AB Bakanı’nı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’dan Eski Ulaştırma Bakanı Lütfi Elvan’ın Mersin’den aday gösterilmesi CHP’nin güçlü olduğu Akdeniz bölgesinde AK Partiyi zirveye çıkarmıştır. HDP’nin güçlü olduğu Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde Eski Sosyal Güvelik Bakanı Faruk Çelik, Şanlı Urfa’da AK Parti’nin Milletvekili sayısının 7’den 9’a çıkmasını sağlamıştır. Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, MHP’nin güçlü olduğu Erzurum’da deyim yerindeyse oyların ezici çoğunluğu almıştır.  AK Parti’nin 1 Kasım seçimlerinde 7 Haziran’da aday olan yaklaşık 250 ismi tekrar aday göstermemesinin 1 Kasım başarısının altında yatan ana sebep olduğu iddia edilebilir.
7 Haziran seçimlerine girerken AK Parti’nin “özeleştiri” mekanizması çok zayıflamıştı. 1 Kasım seçimlerinde AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, AK Parti’nin fabrika ayarlarına geri dönüleceğini mitinglerde sıklıkla vurgulamıştır. 7 Haziran Seçimleri öncesinde Muhalefetin sahaya inerek daha rahat çalışma süreci mevcutken 1 Kasım seçimlerine muhalefet dersine iyi hazırlanamadan girmiştir. Muhalefet 7 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı AK Parti üzerinden eleştirmiş, AK Parti bundan olumsuz etkilenmişti. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın maliyeti muhalefet partileri tarafından sıklıkla mitinglerde dile getirilmişti.  1 Kasım seçimleri öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çok başarılı bir halkla ilişkiler (PR) çalışması yapmıştır. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın halk için yapıldığı dile getirilmiş, halk sarayda ağırlanmıştır. Halkın Cumhurbaşkanlığı Sarayı içerisinde ağırlanması halkın Saray’a yönelik algılarının değişmesine sebep olmuştur. 
AK Parti’nin oylarının artmasındaki bir diğer sebep ise, AK Parti’nin vaatlerini revize etmesidir. 7 Haziran seçimlerinde halkın taleplerini ekonomik istikrar sebebiyle pek dillendirmeyen AK Parti, 1 Kasım seçimlerinde halkın taleplerine daha çok ağırlık vermiştir. Bu bağlamda halk, 7 Haziran seçimleri sonrasında kendi arasında dahi anlaşamayan muhalefetin kendi taleplerini yerine getiremeyeceğini hissettiği iddia edilebilir. Bu bağlamda AK Parti’nin 13 yıllık iktidarda olmasının da vermiş olduğu güvenle halk tercihini AK Parti’den yana kullandığı söylenebilir. Başka bir deyişle AK Parti 1 Kasım seçimlerinde geleceğe dair vaatlerle tekrar reformist bir politika izleyeceğine dair halka umut aşıladığı vurgulanabilir. 
Muhalefet Neden Düştü!
Ana Muhalefet Partisi CHP, 7 Haziran seçimlerine önceki seçim dönemlerine göre daha iyi hazırlansa da aynı başarılı propaganda ve miting programını 1 Kasım seçimlerine yansıtamadığı söylenebilir. CHP’nin 7 Haziran seçimlerinde kazanmış olduğu pozitif ivmenin 1 Kasım seçim sürecinde sürdürülemediği iddia edilebilir. CHP’nin geçmişten gelen bazı dezavantajları bulunmaktadır. Bundan dolayı CHP’nin özellikle kırsal kesimde halk tarafından hemen kabul görmesi pek mümkün olamamıştır. 1 Kasım seçimleri arifesinde CHP, bu dez avantajlarını halka hatırlatacak stratejik bir hata  yapmıştır. Bu stratejik hata Cumhuriyet gazetesi tarafından “YSK'den AKP'ye büyük yasak” diye duyurulmuştur. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, 1 Kasım'da yapılacak genel seçim öncesi AKP tarafından kullanılacak 'Haydi Bismillah' isimli seçim şarkısının usul ve esaslara aykırı olduğu gerekçesiyle Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) başvurmuş ve yasaklanmıştır. CHP Kırsal kesimde özellikle İsmet İnönü döneminde halkı İslam’dan uzaklaştırmaya çalışmakla suçlanmaktadır. Bu bağlamda CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu,  7 Haziran öncesinde bu algıyı yıkmaya yönelik önemli söylemlerde bulunmuştur.  Buna rağmen Mahmut Tanal’ın başvurusu halk tabanında CHP’nin olumlu algılanmasının önüne geçtiği iddia edilebilir. 1 Kasım seçimlerinde CHP’nin oy kaybı yaşamaması ise 7 Haziran sonrası izlediği yapıcı politikaya bağlanabilir. CHP’nin Ankara Saldırısı sonrası miting yapmama stratejisinin halk ile iletişim kanallarının açık kalmasını önlediği ve 7 Haziran sonrası hükümetin neden kurulamadığının halka tam olarak anlatılamadığı da söylenebilir.
Muhalefet Partileri arasında oy oranında 5 puanlık düşüş yaşayan MHP ise, özellikle 7 Haziran seçimleri sonrası uzlaşmaz tavrı ile büyük bir tepki almıştır. 7 Haziran seçimlerinin akşamında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin erken seçimi işaret etmesinin halkın MHP’ye bakış açısını olumsuz etkilediği iddia edilebilir. Özellikle Bahçeli’nin 1999 yılında Başbakan Yardımcısı olarak görev aldığı hükümetin 2001 ekonomik krizini yaşaması, halkın MHP ile ilgili negatif anılarının tekrar canlanmasına sebep olduğu vurgulanabilir. Devlet Bahçeli’nin Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ı partiden daha çok öne çıkması sebebiyle ihraç etmesi, genç MHP seçmeninin 1 Kasım seçimlerinde MHP’ye yönelmesini olumsuz etkilediği söylenebilir. 1 Kasım seçimlerinde MHP İstanbul Milletvekili Meral Akşener’in Parti’den daha çok öne çıkması sebebiyle aday gösterilmemesinin İstanbul’da büyük oy kabı yaşamasına sebep olduğu iddia edilebilir.  Bu süreçte MHP’nin de geniş kitlelere ulaşma yöntemi olarak mitingleri tercih etmemesi aksine TV programlarına ağırlık vermesinin de MHP’nin oy kaybı yaşamasına sebep olduğu belirtilebilir.
7 Haziran seçimlerinde aldığı oy oranı ile dikkatleri üzerine çeken HDP, 1 Kasım seçimlerinde aynı başarıyı gösterememiştir. HDP’nin başarısızlığında en büyük sebeplerinin başında Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinden 7 Haziran’da almış olduğu oy oranını alamaması gelmektedir. Özellikle Güney Doğu Anadolu bölgesinde PKK’nın eylemlerini arttırması, barış sürecine alışan halkı tedirgin etmiştir. Bunun yanında PKK'nın gençlik yapılanması YDG-H,  halkın rahat hareket etmesini önlemiş, halktan vergi toplamaya çalışmış, yol kontrolü yapmış ve eylemlerine destek vermeyenleri cezalandırmıştır. Kendi soydaşlarına YDG-H’nin şiddet uygulaması halkın sandığa gitmemesine sebep olmuştur. Bu olumsuz gelişmelerin HDP’nin bölgede zayıflamasına yol açtığı söylenebilir. 7 Haziran seçimlerinde Türkiye’nin Batısı’ndan HDP’ye oy veren seçmenler, HDP’nin PKK ile arasına mesafe koymasını beklemiştir. HDP’nin PKK ile arasına yeterli derecede mesafe koymamasının 1 Kasım seçimlerinde İstanbul ve İzmir’den daha çok oy kaybetmesine neden olduğu söylenebilir. 
Tek Başına İktidar Dönemi ve Beklentiler
AK Parti’nin 4. Tek başına iktidar dönemini hem içte hem dışta önemli sorunlar beklemektedir. İç politikada acil çözüm bekleyen konuların başında PKK sorunu gelmektedir. Kürt açılımı ile başlayan çözüm süreci, 7 Haziran seçimleri sonrasında rafa kaldırılmıştı. Beklentilerin başında çözüm sürecinin tekrar başlaması olduğu söylenebilir. Suriye Mülticiler konusu ise diğer bekleyen bir başlıktır. Türkiye’nin Suriyeli Mültecilerin yaşamış olduğu sosyal sorunların önüne geçmek için bir program hazırlaması beklenmektedir.  Bunun yanında AK Parti Hükümeti’nin ekonomiye yeni dönemde ayrı bir başlık açacağı ve ekonomik büyümenin tekrar canlanmasına çabalayacağı belirtilebilir. AK Parti’yi dış politikada bekleyen en büyük sorun ise, Suriye krizidir. Suriye konusunda Rusya ve ABD’nin uzlaşamamasının Türkiye sınırlarını daha da güvensizleştirmektedir. Bu bağlamda AK Parti Hükümeti’nin “değerli yalnızlık” saplantısından yeni dönemde kurtulabileceği söylenebilir. En azından eyni dönemde “değerli yalnızlık” politikasını etki alanını arttırabileceği bir politikaya dönüştürebilmelidir. 2011 yılından bu yana AB ile ilişkilerin rölantide bekletilmesinin AK Parti Hükümeti’nin iç dinamiğinin olumsuz etkilenmesine sebep olduğu vurgulanabilir. Yeni dönemde AK Parti’nin AB ile ilişkilere ağırlık vererek reformist kimliğe bürünmesi daha da kolaylaşabilir. Kısaca AK Parti iktidarını yoğun bir gündem beklemektedir.
Yusuf Çınar, Analist, USBED
16.11.2015 - Hit : 1556


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu