Thu, 27 Apr 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

ORTADOĞUNUN JANDARMASı KIM OLACAK

Ortadoğunun Jandarması Kim Olacak
ABD, dünya’nın jandarmalığı’na İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında başlamıştır. Kore yarımadasında ABD, müttefik güçlerinin de yardımıyla Güney’in Komünist rejime dönüşmesini engellemiştir. Belki de ABD, Kore’den aldığı cesaretle Vietnam’da Fransızların yapamadığını yapmaya çalışmıştır. Fransızlar Vietnam’da kendi egemenliklerini tahsis edememiştir. ABD,  1963 yılından itibaren Vietnam ile yakından ilgilenmiş fakat Vietnam’ı kontrolü altına alamamıştır. Buna rağmen ABD, 1965 yılından 1973 yılına kadar Vietnam’da sıcak savaşın içinde yer almıştır. ABD’ye Vietnam’da “jandarma”  görevi üstlenmenin maliyeti çok fazla olmuştur. Bu savaş sonucunda 58.220 kişi hayatını kaybetmiş, 153.303 kişi yaralanmıştır. Vietnam Savaşı için ABD kasasından 140 milyar dolar çıkmıştır. 140 milyon dolar günümüzde yaklaşık 1 trilyon dolara denk gelmektedir.  ABD ekonomisi bu yükü daha fazla çekememiş ve Vietnam’dan çekilme kararı almıştır. Başka bir ifade ile Vietnam’da savaş, “Vietnamlılara” bırakmıştır.
ABD’nin dünyanın jandarmalığına soyunması ne tesadüf ki kendine özgüveninin arttığı süreçlerde daha çok rastlanılmaktadır. Sovyetlerin çökmesi ile birlikte ABD, Ortadoğu’ya daha fazla ilgi duymuştur. 11 Eylül saldırılarının akabinde 2001 yılında Afganistan operasyonu sembolik anlamda, Sovyetlerin üstünlüğünü koruyamadığı yerde, ABD’ye jandarmalık yapma fırsatı vermiştir. Irak’ta ise, ABD kendi enerji güvenliğini Irak’a operasyon yaparak sağlayacağını öngörmüştür. 2003 Irak müdahalesi ile ABD Ortadoğu’da jandarma görevini üstlenmiştir. ABD’nin Asya’da ve Ortadoğu’da jandarma olmasının toplam maliyeti ise, 5 trilyon doları geçmiştir.  5 trilyon dolarlık maliyetin önemi dünya toplam gayri safi mili hasılanın yıllık 18 trilyon dolar olduğu varsayılırsa daha iyi anlaşılabilir. ABD, Vietnam’da olduğu gibi ilk önce 2011 yılında Ortadoğu’daki savaşı Ortadoğu ülkelerine, 2014 yılında ise, Asya’daki savaşı Asyalılara bırakmak için, çekilme kararı almıştır. Asya’da Rusya dışında büyük oyuna girebilecek bölge devleti olmadığından Asya’da büyük bir rekabet yaşanmazken Ortadoğu’da deyim yerindeyse “kan gövdeyi” götürmektedir. 
Ortadoğu’da Sünni Blok Suudi Arabistan öncülüğünde bölgede kendi hegemonyasını oluşturmaya çabalamaktadır. Şii Blok ise İran liderliğinde bölgede hegemonya kurma eğilimindedir.  Sünni ve Şii blok’un Ortadoğu’da jandarmalık yapma isteği Irak ve Suriye topraklarının IŞİD ve Hizbullah tarafından talan edilmesine sebep olduğu iddia edilebilir. Sünni ve Şii blok liderlerinin petrol arzını arttırması ise, petrolün varil fiyatının 30 dolara yaklaşmasına sebep olmuştur. 1 varil petrolün maliyetinin yaklaşık 25 dolar olduğu düşünülürse tehlikenin boyutu daha iyi anlaşılabilir. Uluslararası para fonu (IMF) bu konuda en çok zarara uğrayan ülkelerin başında Suudi Arabistan'ın geldiğini açıklamıştır. IMF'ye göre, ülke bu yıl yaklaşık 73 milyar dolar kaybetmiştir. IMF, petrolde düşüşün bu hızla devam etmesi halinde Suudi Arabistan’ın 5 yıl içerisinde iflas edebileceği ihtimali üzerinde durmuştur.  Şii blok lideri İran’ın ise, İhracatı yüzde 90 oranında petrole bağımlıdır. 2010 yılında 2015 itibariyle yıllık ihracatını 160 milyar dolar olarak hedeflemiştir. Petrol fiyatlarındaki düşüşle beraber bu hedefin sadece dörtte birini, yani 40 milyar doları yakalayabilmiştir.  Görüldüğü üzere Ortadoğu’nun jandarmalığını üstlenmeye çalışan Suudi Arabistan ve İran’ın gelecek dönemde ağır bir ekonomik kriz ile karşılaşması muhtemel görünmektedir. 
Türkiye ise bölgede Sünni blok ve Şii blok dışında üçüncü bir tercihi temsil etmektedir. Türkiye laik bir ülke olmakla birlikte Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülkedir. Buna rağmen Türkiye’nin sınırlarının büyük bölümü Ortadoğu ülkelerine sınır olması sebebiyle sınırında gelişen gelişmelere sessiz kalması pek mümkün görünmemektedir. Fakat Türkiye’nin Ortadoğu’nun jandarmalığı görevini Sünni Blokta yerine getirmeye çalışması, Türkiye’yi Ortadoğu’daki mezhep çatışmasının içine atabilir. Son tahlilde AB ile ilişkilerin tekrar canlanması NATO ile ilişkilerin daha da yakınlaşması,  Türkiye’yi blok siyaseti izlemekten alıkoyacak etkenlere benzemektedir. Türkiye’nin bu süreçte esnek bir politika izlemesi gerektiğinin altı çizilmelidir. Çünkü Türkiye’nin bölge gerçeklerinden uzaklaşması bazı riskler doğurabilir.  Bu risklerin başında Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi NATO’nun “ileri karakolu” riski bulunmaktadır. 
Sonuç Olarak Ortadoğu’nun jandarmasının kim olacağı uzun bir süre daha muallak kalacağa benzemektedir. Bölgede istikrarsızlık jandarma adaylarından birinin kaybedip diğerinin bölgeyi “force” etmesine razı gösterinceye kadar devam edecek gibi görünmektedir. Süper güç ABD’nin dahi jandarma olmaktan vazgeçtiği Ortadoğu’da bölge ülkelerinin jandarma olma isteğinin maliyetini iyi hesaplamaları gerekmektedir.
Kaynakça
1) Alan Rohn, How Much Did The Vietnam War Cost?,  http://thevietnamwar.info/how-much-vietnam-war-cost/
2) Economic Costs,  http://watson.brown.edu/costsofwar/costs/economic
3) Düşük petrol fiyatları o ülkeleri vurdu!, http://uzmanpara.milliyet.com.tr/haber-detay/gundem/dusuk-petrol-fiyatlari-o-ulkeleri-vurdu/35646/
4) Petrol savaşında kazananlar ve kaybedenler, http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2015/01/05/petrol-savasinda-kazananlar-ve-kaybedenler

Yusuf ÇINAR, Analist, USBED
09.01.2016 - Hit : 1768


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu