Thu, 18 Oct 2018
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

KANLı ÜÇ YıLDAN SONRA SURIYE KRIZI

Kanlı Üç Yıldan Sonra Suriye Krizi
Bütün bölgeyi derinden etkileyen ve birçok hesabı değiştiren Suriye krizi bugün üçüncü yılını geride bıraktı. Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen krizin nasıl sonuçlanacağı ve sonrasında ne gibi gelişmelere yol açacağı hâlâ kestirilebilmiş değil.  Ortadoğu’nun kalbi konumunda olan Suriye, bugün sadece Suriye’yi değil dünya siyasetini de derinden etkilemiş ve birçok hasara sebebiyet vermiştir. Suriye krizi özellikle de komşu ülkeleri gereğinden fazla rahatsız etmiş ve bu rahatsızlık ekonomik, siyasi,  kültürel ve sosyal alana da yansımıştır. Bu kriz birçok devleti karşı karşıya getirmiş ve devletlerarasındaki çıkarlardan dolayı herhangi bir anlaşmaya varılamamıştır. Bu kriz devam ederken başka krizin meydana gelmesi ( Ukrayna-Kırım ve Rusya Krizi ) ciddi anlamda dış devletlerin ilgi alanı olan Suriye krizine bir nebze de olsa durgunluk getirmiştir.
Burada vurgulanması gereken önemli bir nokta, Türkiye’nin Ortadoğu’da üstlendiği aktif rolün, özellikle ABD tarafından onaylanmasıdır.  Türkiye, Suriye krizinde en çok etkilenen ülke olmuştur. Bu durum hem ekonomik hem de siyasi gelişmelere engel oluşturmuştur. Daha doğrusu Türk dış siyasetinin ‘sıfır sorun politikası’ na önemli engellemelere sebebiyet vermiştir. Suriye krizi her ne kadar sıfır sorun politikasına ters düşse de Türkiye, bu durumda sıfır sorun politikasının faaliyet alanını daha da çok genişletmeye önem vermiş ve bu noktadaki kararlılığını başarıyla sürdürmüştür. Suriye krizinde, Türkiye’den sonra en çok etkilenen ikinci bir devlet ise İsrail’dir. İsrail- Suriye ilişkilerinin ne için gerginleştiğine bakacak olursak bu durumu üç temel meselede ele alabiliriz. Bunlar, başta Golan Tepeleri olmak üzere, Suriye’deki Yahudi azınlığın durumu ile Suriye, Hizbullah ve Hamas tarafından rehin alınan İsrailli askerler olarak söylenebilir.  Böyle bir durumun meydana gelmesi Suriye’nin hem iç hem de dış işlerinde olumsuz gelişmelere sebebiyet vermiş ve bugün de bu durum devam ede gelmiştir.
Belki Suriye krizi ile ilgili söylenecek ilk söz, ortaya çıktığı ilk andan itibaren emperyalist güçlerin ve Ortadoğu ile ilgili tasarrufları olan ülkelerin krize anında dahil olduğudur. Suriye politikasında bir yandan ABD ve Rusya karşı karşıya gelirken diğer yandan bölgede etkin oyuncu olmak isteyen Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün, Körfez Ülkeleri, İran ve Lübnan Hizbullah’ı gelişmelerde farklı biçimlerde saf tuttu.  Türkiye, Suriye krizinde halkın yanında olduğunu dile getirirken, Rusya ve İran gibi önemli ülkeler ise Beşar Esad’ın yanında yer aldıklarını ve her konuda destekleyeceklerini dile getirmişlerdir. Ayrıca Suriye krizi süper güçler dediğimiz ABD ve Rusya’yı da karşı karşıya getirmiştir. Ancak bugün Rusya’nın ani bir müdahale de bulunup Kırım’ı kendi topraklarına katması ABD’nin dikkatini Suriye krizinden Kırım’a çevirmiştir. Burada şunu düşünebiliriz; Acaba Soğuk Savaş tekrar mı başlıyor?  Veya Soğuk Savaş henüz bitmedi mi? Bu gibi soruların akla gelmesi dünya gündeminde ciddi anlamda değişikliklerin olduğunu bizlere gösteriyor olmasındandır.
Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkiler, daha çok komşu ülke olma münasebetiyle yaşanan sorunlardan müteşekkildir. Hatay ve Filistin sorunları, Soğuk Savaş Dönemi konjonktüründe yaşananlar, İsrail ile ilgili algılamalar ve su ile terör sorunu iki ülke arasındaki ilişki biçimini şekillendirmiştir.  Türkiye kendi içinde terörle mücadele ederken dış güçlerin özellikle de komşu ülkelerin zaman zaman terör örgütüne destek vermesi, terör örgütünü Türkiye’ye karşı bir tehdit edici unsur olarak kullanması da göz ardı edilemez. Terör örgütü konusunda son zamanlarda Suriye’nin Türkiye’ye karşı kulanmış olması iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkilemiştir. Bu konuda uzlaşamayan her iki ülke her zaman gündem konusu olarak terör örgütünü ele almışlardır. Türkiye, bölgede güvenlikleştirme politikası izlerken, dış politikasını öteki ya da dış düşman temeline dayandırmamış, eş zamanlı olarak hem Suriye hem İsrail hem de İran’la ilişkilerini dengede tutmaya özen göstermiş ve böylece Türkiye-İsrail-ABD ve Türkiye-Suriye-İran temelinde iki boyutlu bir Türk dış politikası ortaya çıkmıştır.  Türkiye’nin bu tutumunu denge politikası olarak algılayabiliriz. Aslında bir denge politikasından çok " Yurtta sulh, cihanda sulh"  politikasını uyguladığını söylemek daha da yerinde olacaktır.
Sonuç itibariyle Suriye’de yaşanan dramatik durumun hızlı bir şekilde önlenmesi ve bir an önce yaşanılabilir bir ülke haline gelmesi için dış güçlerin bir araya gelip barış elini uzatmaları gerekir. Bu konuda özellikle de BM Güvenlik Konseyi’nin Daimi Üyelerinin üzerlerine düşen görevi bir an önce yapmalarını umuyoruz.
Kaynakça
[1]http://www.evrensel.net/haber/80189/kanli-uc-yildan-sonra-suriye-krizi.html#.UyqlPKh_v4U   (20.03.2014 )
[2]Özden Zeynep Oktav, “ Türkiye-Suriye İlişkilerinde Ekim Krizi’nden Ortak Kader Anlayışına Geçiş Sürecinin Bir Analizi”,  C.Yenigün, E. Efegil, (der.) Türkiye’nin Değişen Dış Politikası, Nobel Yayıncılık, Ankara , 2010,  s.439. 
[3]Pınar Akpınar, “ Çatışma Çözümleri Perspektifinden Suriye-İsrail Meselesi “, Nezir Akyeşilmen (ed.), Barışı Konuşmak, ODTÜ Yayıncılık, Ankara, 2013, s.222.
[4]http://www.evrensel.net/haber/80189/kanli-uc-yildan-sonra-suriye-krizi.html#.UyqlPKh_v4U (20.03.2014 )
[5]Fatma Akkan Güngör, “ Türkiye Cumhuriyeti-Suriye Arap Cumhuriyeti İlişkileri”, Mohammad Arafat, Türkiye ve Komşuları, Nobel Yayıncılık, Ankara, 2009, s.193.
[6]Özden Zeynep Oktav, a.g.m. ,  C.Yenigün, E. Efegil, (der.), Türkiye’nin Değişen Dış Politikası , Nobel Yayıncılık, Ankara , 2010,  s.439.
Cihan DABAN, Analist, USBED



15.4.2014 - Hit : 1579


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu