Mon, 23 Oct 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

DÜNYA POLITIKASıNDA AFGANISTANıN GELECEĞI PRESTIJ SAVAŞı

Dünya Politikasında Afganistanın Geleceği Prestij Savaşı
Afganistan 19. Yüzyılda jeopolitik konumundan dolayı Rusya ve Birleşik Krallık’ın çatışma alanı yaşadığı yerlerden biri olmuştur.  Bu yaşanan jeopolitik rekabet “büyük oyun” olarak literatüre geçmiştir. Birleşik Krallık, Afganistan’ı ele geçirerek sömürgesi Hindistan’ın Rusya etkisinden uzak kalmasını amaçlanmıştır. Büyük Oyun; Afganistan’ın “tampon devlet” olarak kalmasına sebep olmuştur. Birleşik Krallık, Hindistan’ı Rus tehdidine karşı kendisinin Afganistan hâkimiyetini pekiştirerek sağlamıştır. Soğuk Savaş dönemi ise, Afganistan’ın kaderini tekrar yazmıştır. Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ın işgalini sadece jeopolitik gerekliliklerle açıklamak zor olabilir. Bu bağlamda Sovyetlerin “Rejim İhracı” politikasının uygulanmaya konduğu son örnek olması bakımından önemli olduğu söylenebilir.  Bu çalışmada Afganistan’ın 19. Yüzyılda tampon ülke, 20. Yüzyılda rejim İhraç edilen ülke olmasının yanında 21. Yüzyılda prestij elde etme yarışının yansıtıldığı ülke olduğu iddia edilmektedir.
Birleşik Krallık’ın 19. Yüzyılda Hindistan’dan elde ettiği verginin toplam ülke gelirinin neredeyse dörtte birini oluşturduğu düşünülürse Hindistan’ın ekonomik açıdan Birleşik Krallık için ne kadar önemli olduğu ortaya konabilir. Bu bağlamda Afganistan Birleşik Krallık tarafından Hindistan’a yönelebilecek tehditlerin ilk aşamada önlenebileceği bir yer olarak yorumlanmıştır. Rusya ise Afganistan’ı Birleşik Krallık’ın en önemli gelir kaynağı olan Hindistan’ın devre dışı bırakılmasını sağlayacak stratejik öneme sahip bir ülke olarak   görmüştür.  Afganistan ise, 19. Yüzyılda bu iki ülkenin isteklerine bir tepki ortaya koyamamış bir nevi “tampon ülke” kimliğini kabul etmiştir. 
Afganistan,  Sovyetler Birliği’nin rejim ihracını esas alan işgal politikasına bir tepki ortaya koymuş ve bu karara direnmiştir. Fakat bu dönemde Afganistan geleceği açısından Afganistan’ın ortaya koyduğu tepki  “yerli” tepki olmaktan ziyade ABD’nin yerel güçleri desteklemesi ile ortaya çıkmış “melez” bir tepkidir. Bu bağlamda Afganistan’ın kendi kimliğini bulamaması ülkenin geleceğini de kendisinin çizememesinde etkili olduğu söylenebilir.  Afganistan’a 19. Yüzyıl ve 20. Yüzyıl’ın iki önemli miras bıraktığı söylenebilir. Birincisi, Afganistan dış yardımlara bağımlı bir ülke olarak yaşamak zorunda kalmıştır. İkincisi Afganistan devleti kendi toprağını kontrol edemez bir yapıda kalmıştır denebilir. 
Soğuk Savaş Sonrasında  ABD’nin Küresel Hegemonya tartışmalarının arasında 11 Eylül saldırılarının gerçekleşmesi gözlerin yeniden Afganistan’a  odaklanmasına sebep olmuştur.  Afganistan, Başkan  George W. Bush döneminde ABD’nin terörle mücadelesinde “prestij” meselesi haline dönüşmüştür. Başka bir ifade ile ABD’nin küresel hegemon olduğunu gösteren “Sonsuz Özgürlük Operasyonu” (Enduring Freedom Operation) başlatılmıştır. ABD’nin Afganistan’ müdahalesi 19. Yüzyıldaki Büyük Oyundan farklı olarak rakipsiz, kendi gücünü dünyaya göstermek amacıyla yapılmıştır. Bir bakıma ABD dünya politikasında varlığını bu tür operasyonlar aracılığıyla “havuç sopa” politikasının devamlılığını sağlayacak bir mekanizma olarak çalıştırıldığı belirtilebilir. Nitekim ABD’nin Afganistan operasyonu Rusya tarafından  terörle mücadele konsepti bağlamında desteklenmiştir.   ABD’nin müdahalesi başarı ile  gerçekleşmiş olsa da sağlıklı bir Afganistan devleti yaratılması konusunda başarının sağlanamadığı söylenebilir. Nitekim, Afganistan devleti Kabil dışında hala otorite sağlama konusunda sorunlar yaşamaktadır. Rusya ise, Afganistan’ı Sovyetlerin prestijin bittiği yer olarak görmektedir. Afganistan’ın geleceğini şekillendirecek daha önemli nokta ise Rusya’nın tekrar dünya politikasında kendisini gösterme yeri olarak Afganistan’ı görme isteğinin olduğu söylenebilir.  Rusya’nın yakın dönemde “IŞİD ile mücadele etmek amacıyla” Taliban ile istihbarat ve bilgi alışverişi hususunda işbirliği yapıldığı belirtilmektedir.   Özellikle Hindistan’ın ve Çin’in dünya politikasında gücünü arttıkça ve Rusya’nın Afganistan’da ağırlığını arttırması ile beraber yeniden kendi prestijini arttıracağını düşünmektedir denebilir.  Buna karşın ABD seçimleri öncesinde son anketlerde önce geçen Hilary Clinton’ın başkan olması halinde ABD’nin NATO’yu daha etkin kullanma stratejisine geri dönebileceği söylenebilir. Buna karşın Rusya ABD’nin NATO’nun genişleme stratejisine karşın Ukrayna’da olduğu gibi Afganistan’da da prestij mücadelesine girişmesi muhtemeldir denebilir.  Sonuç olarak Afganistan’ın geleceği büyük güçlerin stratejisine bağımlı kalmaya devam etmektedir. 
Referanslar
- Masato Toriya, Afghanistan as a Buffer State between Regional Powers in the Late Nineteenth Century, src-h.slav.hokudai.ac.jp/rp/publications/no14/14-05_Toriya.pdf, Erişim tarihi: 11.10.2016.
- Abubakar Siddique Qadir Habib, "In Afghanistan, Russia Now Striving To Compete Against The U.S.", gandhara.rferl.org/a/afghanistan-russia-united-state/27716220.html, Erişim tarihi: 11.20.2016.
Dr. Yusuf ÇINAR,  Analist, USBED
27.10.2016 - Hit : 1047


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu