Thu, 23 Nov 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

“DIĞERLERI” İLE YAŞAMAK: AVRUPA’DA “ISLAMOPHOBIA” OLGUSU

“Diğerleri” İle Yaşamak: Avrupa’da “Islamophobia” Olgusu
Avrupa, “öteki” ile yaşama konusunda geçmişten bu yana sorunlar yaşamıştır ve Avrupa’da Müslümanlara seçme-seçilme, vatandaşlık ve kamu hizmetlerinde çalışma gibi haklar verilse de, halen “öteki” olarak tanımlanmaktan kurtulamamışlardır. 11 Eylül olaylarının yol açtığı travmayla, Müslümanlar, Avrupa coğrafyasında “içerdeki/dışarıdaki düşman/tehdit…” gibi kavramlarla tanımlanmaya çalışılmıştır. Müslümanları “düşman”, “tehdit” olarak gören bakış açısına paralel olarak, Müslümanlar hakkında adli ve idari soruşturmalar yapılmış ve büyük oranda istihbarat fişlemeleri olmuştur. 
Avrupa’da Müslüman/İslâm tartışmalarının merkezini genel olarak din olgusu oluşturmaktadır. Temelde birçok Avrupa ülkesinde İslâm, halen halkın/vatandaşların tâbi olduğu bir din olarak tanımlanmamakta ve bu çerçevede gerekli düzenlemeler yapılmamaktadır. Bu tanımama sorununun yol açtığı problemler ise, başta sosyal, ekonomik ve siyasal hayat olmak üzere, eğitim, çalışma hayatı, kamusal haklardan yararlanma, devlet hizmetlerinde görev alma, hak ve özgürlüklerin edinimi gibi büyük bir yelpazede yer almaktadır.
Bununla birlikte, kimi Avrupa kurumları zaman zaman Avrupa’nın Müslümanların da evi olduğunu ve burkaya getirilen yasağın doğru olmadığını vurgularken, devletin din konusunda tarafsız olması gerektiğinin altını çizmektedir. Kültürlerarası diyalog çalışmalarına destek sağlanırken ve teşvik edilmesi gerektiği ifade edilirken, minare yasağının kaygı verici olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca Avrupa’da yaşayan Müslümanlardan kadın-erkek eşitliği konusunda adım atmaları istenirken, İslâm dininin eğitim alanında daha çok yaygınlaştırılması dile getirilmektedir. Özetle, İslâmofobi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi gibi Avrupa kurumlarınca yoğun tartışma konusu haline getirilmiş bir meseledir.
İbrahim Kalın, “Avrupa’nın İslâm Algısı” konusunda, “öteki ve ötekileştirme” konusu üzerine değinir ve Avrupa kültür ve medeniyet havzasının İslam dünyası ile ilişkilerinden ayrı ve bağımsız bir şekilde düşünülemeyeceğini vurgular. Çünkü İslam ve Batı medeniyetleri, asırlarca birbiriyle bir temas içinde olmuş, pek çok seviyede bu münasebetler gelişmiştir. Avrupa’nın İslam’ı bir “öteki” olarak algılaması da bu tarihi sürecin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sorun günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Buna göre, Avrupa’nın Avrupa olması, İslam ile olan ilişkisi ve tarihinden bağımsız değildir. 
Avrupa’nın İslam algısında bir din olarak İslam ile İslam kültürü ve medeniyeti arasında ayrım yapılmakta; Batı tarafından çatışmacı bir modelle tasavvur edilen Müslümanların bilim, düşünce, kültür ve sanattaki başarıları göz ardı edilmektedir. Avrupa ve genelde Batı, İslam’a ve Müslümanlara karşı bir kin ve nefret duymakta, onlardan kendilerine yönelik bir nefret hissetmektedirler. Onlara göre İslam, şiddete dayalı, irrasyonel ve ötekini asimile etmeye ve yok etmeye çalışan bir din ve Batı’nın, özellikle de varlığını hedef alan bir tehdittir. Bu algının bilinçaltında oluşturduğu durum ise, İslamofobi ile açıklanmaktadır. Netice olarak, Avrupa’nın ve genelde Batı’nın İslam ve Müslümanlar konusundaki “bilinçli cehaleti”, “Avrupa’nın daha derinlerdeki ben-tasavvuru”nun ve “öteki” algısının kaçınılmaz bir neticesidir.” Fakat Müslümanların Batı’ya olan bakış açısı da bu “ben tasavvuru”ndan nasiplenmektedir. Asıl mesele ise, Batı’nın, tarihin bu yükünden kendisini kurtarıp, yeni ve daha doğru bir İslam algısına ulaşıp ulaşamayacağı; bunu nasıl, ne zaman gerçekleştireceğidir.
Ali Aslan, Batı’daki İslam karşıtlığını medya ve siyasilerin körüklediğini söylerken, namaz kılan bir yolcunun uçaktan yaka paça atılması, Müslümanların sokakta özel kimlikle dolaşması gibi taleplerin, İslamofobi’yi, Batı’da hızla yükselttiğini kaydetmektedir. Yüzde 50’ye varan oranda İslam karşıtlığına rağmen, yönetimler bu konuya oldukça ilgisizdirler. Özellikle Amerikan yönetimi, Avrupa’daki bu İslamofobi tehdidine karşı son derece eylemsiz durumdadır. Batı, sadece Batı ülkelerindeki İslamofobi’yi göz ardı etmekle kalmamakta, Tunus, Türkiye gibi ülkelerdeki İslamofobi problemine de gözlerini kapatmaktadır. Kimi kesimlerce Batı’daki Müslümanlara bu bağlamda yapılan tehdit, şantaj, aşağılama ve taciz gibi girişimleri “aptallık” olarak görürken, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra milyonlarca Müslüman, Batı-İslam tartışması ve kutuplaşmasının kurbanı olmuştur. Sonuç olarak, Batı’da yükselişte olan İslam karşıtlığı, tarihsel arka plandan beslenmektedir, ve bu sorunla mücadele için de yine tarihsel iyi örneklere ve deneyimlere bakılması zorunlu görünmektedir. 
Netice itibariyle, Müslümanların Avrupa’da yaşadıkları İslamofobi sorunun çözümüne ilişkin öneriler sadece Müslüman toplumun kendi içinden gelmemekte, başta liberal kesimler olmak üzere, Avrupalı kimi çevrelerce de çözüm olarak sunulmaktadır. Belçika’da yapılan bir araştırmada, Flamanların yarıya yakınında İslamofobi görülmüştür. Bu araştırma üzerine görüş bildiren kimi Belçikalı üst-düzey yöneticiler, Müslümanların 40 yıldır görmezden gelindiğini, fakat şimdi camileri tanımak gibi önlemler alarak ellerinden geleni yaptıklarını ifade etmektedirler. Müslümanların yaşadığı sorunların başında ve İslamofobi ile mücadelede dil sorununun çözülmesi gerektiğinin altı çizilirken, yaşlanan nüfus da göz önünde bulundurularak, ekonomik entegrasyona ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca kadın-erkek ilişkileri, kadın hakları, gençliğin entegrasyonu gibi konular, Belçika özelinde olduğu gibi, tüm Avrupa’da yaşanan problemler arasındadır.
Ayrıca, “Avrupa’da yükselen aşırı sağ, yabancılara karşı gösterilen hoşgörüsüzlük, cami ve mescitlere saldırılar ve başörtülü kadınlara yol ortasında yapılan hakaret ve fiziksel saldırılar, İsviçre’de, Fransa, Almanya, İngiltere ve diğer birçok Avrupa ülkesinde dini sembollere, dini yaşantıya ve cami inşaatlarına getirilen yasaklar ve sınırlandırmalar” Avrupa’daki çok-kültürlülük iddialarından vazgeçilmesine yol açarken, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, milliyetçilik gibi akımların gittikçe güçlenmesine kapı aralamıştır. Göçleri, uzunca yıllardır süren yeni Müslüman kuşakların ortaya çıkmasına şahit olan Avrupa’da Müslüman toplumun özellikle ekonomi ve ticaret alanında güçlenerek büyümesinin yol açtığı rahatsızlık, Müslümanlara karşı duyulan şüphe-korku durumlarının düşmanlığa ve ayrımcılığa dönüşmesine zemin hazırlamıştır. İçinde bulundurduğu başka dine, dile, kültüre mensup olan insanlarla bir uyuma ulaşamama sıkıntısı yaşayan Avrupa’nın yaşadığı bu sorunun özünde, ortak tarih, kader, din, dil vs. birlikteliklerine sahip kendi için de bile bir uyuma ve uzlaşıya ulaşamama problemi yer almaktadır. 
Zira Avrupa, “haçlı zihniyeti”ni taşıyan aşırı/radikal Hıristiyan nüfusu barındırırken, genelde hümanist hayat biçimine sahip barışçıl bir Avrupa isteyen nüfus arasında bölünmüş durumdadır. Kendi içinde bile bu bölünmelere şahit olan Avrupa’nın Müslümanlar gibi farklı kitlelerle uyum ve iş birliği içinde yaşaması hayli zor görünmektedir. Avrupa’nın ihtiyacı olan şey, bu bölünmelere bir an önce son vermek ve evrensel kardeşlik fikrine kapılarını açmaktır. Sokaklarında bir taraftan modern kıyafetli insanlara gösterdiği hoşgörüsünü, başörtülü ve peçeli insanlara da göstermesidir. Sabahları çan seslerine alışık olan Avrupa, ezan seslerine kulak vermedikçe ve kulaklarını tıkadıkça, hep yıllarca ulaşmaya çalıştığı ideal Avrupa olmayacaktır. Avrupa’yı daha güvenli ve istikrarlı bir geleceğe taşıyacak şey, barış, uyum, iş birliği, refah, adalet, çok kültürlülüğü-dinliliği-dilliliği-etnikliği kendi içinde mas etmesidir. Ve Avrupa, bir gün tüm insanlığın ideallerinin ve ulaşılmaya çalışılan hayallerinin ülkesi olmak istiyorsa, bunun yolu İslam’ı tanıması, saygı duyması ve Müslümanlara gerekli hak ve hürriyetleri tanımasından geçecektir.
13 Eylül’de İstanbul’da başlayan, İslam İşbirliği Teşkilatı ile Başbakanlığın ortaklaşa organize ettiği “Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı”, bu bağlamda dikkate değerdir. Konferansta çok kültürlülük, hukuk, insan hakları ve medyanın rolü gibi konular ele alınırken, ırkçılık, ayrımcılık, köktencilik ve aşırıcılık gibi sorunların gittikçe artış gösterdiği, İslamofobinin bir baskı aracı olarak kullanıldığı, İslamofobinin sadece İslam dünyasını değil tüm uluslararası toplumu ilgilendirdiği ve bu kadar çok popülerlik kazanmasında sosyal medyanın büyük payı olduğu konularına temas edildi ve Mısır gibi bazı ülkelerde İslamofobinin gittikçe canlandığına, Müslümanların kendileri gibi yaşamalarının önünde engellerin bulunduğuna, Fransa gibi bazı Avrupa ülkelerinde ötekileştirildiklerine ve kimi hükümetlerce Müslümanları hedef alan politikaların takip edildiğine vurguda bulunuldu. İslamofobinin birçok boyutuyla ele alındığı konferans, tartışma alanları ve gündemi itibariyle İslamofobiye dair farkındalığın artırılması yönünden önemli bir adımdır. 
Dipnotlar:
[1]Talip Küçükcan, “AB'de Müslümanlar ve İslamofobi”, 26 Mart 2006, SETA,
http://www.setav.org/public/HaberDetay.aspx?Dil=tr&hid=11404&q=ab-de-muslumanlar-ve-islamofobi, Erişim Tarihi: 30.11.2011.
 [2]Talip Küçükcan, “AB'de Müslümanlar ve İslamofobi”, 26 Mart 2006, SETA,
http://www.setav.org/public/HaberDetay.aspx?Dil=tr&hid=11404&q=ab-de-muslumanlar-ve-islamofobi, Erişim Tarihi: 30.11.2011.
[3] Kayhan Karaca / Strasbourg, Editör: Ayhan Şimşek, Deutsche Welle Türkçe, 
http://www.dw-world.de/dw/article/0,,5726089,00.html, Erişim Tarihi: 05.12.2011. 
[4] İbrahim Kalın, “Avrupa’nın İslam Algısı”, Rahle Dergisi, Mart 2005, 
http://www.rahle.org/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=284&cid=60&baslik=Avrupa%92n%FDn%20%DDslam%20alg%FDs%FD%20(DR.%20%DDBRAH%DDM%20KALIN%20)%20. Erişim Tarihi: 08.12.2011.
 [5]“Avrupa’nın İslâmofobi Haritası”, 01.04.10,
http://www.cnnturk.com/2010/dunya/04/01/avrupanin.İslâmofobi.haritasi/570422.0/index.html, Erişim Tarihi: 07.12.2011.
 [6]İbrahim Kalın, “Avrupa’nın İslam Algısı”, Zaman Gazetesi, 25.02.2005, 
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=146732&title=avrupanin-islam-algisi1&haberSayfa=1; 
Erişim Tarihi: 08.12.2011.
 [7]Ali H. Aslan, “Batı ve İslamofobi , 1–5, (Zaman Gazetesinde yayınlanan yazı dizisi); 
http://www.zaman.com.tr/dizi.do?dizino=3; http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=338040&title=bati-ve-islamofobi-2-abd-yonetimi-islamofobi-tabirine-soguk; 
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=338042&title=bati-ve-islamofobi-3-muslumanlar-teror-paranoyasi-ve-irkcilikla-beslenen-islamofobiye-karsi-yasa-istiyor; 
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=338914&title=bati-ve-islamofobi-4-islamofobinin-korkutan-yukselisi; http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=338043, Erişim Tarihi: 08.12.2011. 
 [8]Johann Hari, “We Need To Stop Being Such Cowards About Islam”, 14.08.2008, 
http://www.independent.co.uk/opinion/commentators/johann-hari/johann-hari-we-need-to-stop-being-such-cowards-about-islam-894361.html, Erişim Tarihi: 09.12.2011.
 [9]“Belçika İslamofobi’yi Tartışıyor”, 27.01.2009, http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/473517.asp. 
[10] Hilmi Orhan, “İSLÂMOFOBYA Avrupa’nın İslâm’la İmtihanı”, Zafer Bilim Araştırma Dergisi, Eylül 2011 Yıl: 2011 Sayı: 417, http://www.zaferbilimarastirma.com/yazaryazidetay.php?yazi_id=823, Erişim Tarihi: 08.12.2011. 

Yusuf SAYIN, Analist, USBED
20.9.2013 - Hit : 2328


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu