Thu, 23 Nov 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

İSLAM VE İNSAN HAKLARı

İslam ve İnsan Hakları
İslam ve insan hakları arasındaki ilişki tarihsel olarak çok eskiye dayanmakla birlikte, İslam dininin ve hukukunun günümüzde yaşanan insan hakları sorunlarına, krizlerine veya ihlallerine nasıl cevap verdiği ya da bu konudaki görüşünün tartışmalı olduğunu öne süren ve İslam’ın mevcut insan hakları meselelerine bir bakış açısı sunmadığını iddia eden kesimler, yaklaşık on dört asır boyunca süregelen bir hukuk, adalet ve insanlık medeniyeti olan İslam dinini genellikle görmezden gelen ve şahsına münhasır özelliklerini kavrama konusunda güçlük çeken taraflar olduğu görülmektedir. 
Başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere, Hz. Peygamberimizin (SAV) düşünce ve uygulamaları, İslam âlimlerinin hukuk kararları ve görüşleri, İslam dininin insan hakları konusundaki tavrını ve duruşunu oluşturmuş; günümüzde de insan hakları hukukuna çok güçlü referanslar sunan bir sistem halini almıştır. 
İslam’ın modern dünyaya bir insan hakları çerçevesi sunamadığını iddia eden kesimler, İslam’ın insan hakları söylemlerinin günümüzdeki insan hakları sorunlarına ve ihlallerine bir çözüm üretemediğini iddia ederken, bunun karşısında yer alan kesim, İslam’ın özü bakımından insan haklarına çok güçlü atıflar yaptığını, mevcut insan hakları uygulamaları, sorunları ve ihlallerine dair çok önemli argümanlar sunduğunu dile getirmektedir. Bu bağlamda, İslam, asırlarca önce bir insan hakları çerçevesi ilan ettiğin altı çizilmelidir. İslam için insan hakları, yeni bir şey olmadığı gibi, bir antitez de değildir.
Siyaset bilimi ve insan hakları literatüründeki modern tartışmalarda da görüldüğü üzere, özellikle Batılı akademik çevreler, İslam ve insan haklarının birbirleriyle uyumlu olmadığını ileri sürmektedirler.  Fakat temel İslam kaynakları ise aksi yönde bir durum sergilemektedir. “Uyumsuz” olarak bahsedilen şey ise daha çok metodolojik düzeydedir. 
Modern insan hakları seküler temelde iken, İslam insan hakları dini ve ilahî bir temelde bulunmaktadır. Tema aynı olmasına rağmen, her iki temelin meşruluk kaynağı birbirinden farklıdır. Tema, insanın onurunun sağlanması, insanın haklarının korunması ve hak ihlallerinin önüne geçilmesidir. 
Modern insan hakları, daha çok pozitif hukuk sistemi ile soruna bir çözüm bulma uğraşı içinde olurken İslam insan hakları, daha çok doğal ve yaratılışa uygun bir çerçeve çizmektedir. Bununla birlikte İslam insan hakları görüşü, bireyin şu anda yaşamakta olduğu evreni ve hayatı da dikkate almakta, modern insan hakları sisteminde yer bulamayan birçok hak ve hürriyeti bireye armağan etmektedir. Ve en önemlisi İslam, canlı hakları olarak sadece insan haklarını değil, insan, hayvan ya da bitki, bütün canlıların haklara sahip olduğunu ifade ederek, bir YARATILMIŞ HAKLARI kategorisinden bahseder. Bu minvalde insan hakları, yaratılmış haklarına nazaran daha dar bir kategori oluşturur.
Geleneksel Batı anlayışı hakların ve görevlerin tanımını şartların ve toplumun evrimiyle değişen, daha çok sosyolojik sebeplerin zorlamasıyla oluşan bireye saygı olarak kabul ederken, İslam’ın hak ve görev yaklaşımı, İslam dininin esasını teşkil etmektedir. Bu, bir taraftan hak ve hürriyetlerin dini bir anlamı ve temeli bulunduğu anlamında gelmekle beraber, saygı duyulacak bir pratiği de beraberinde getirmektedir.  Günümüzde haklar ya da insan hakları ile kastedilen şey çoğunlukla bireylerin kendi haklarını ve dokunulmazlıklarını elde etmek için devlete karşı bireysel mücadele şeklinde iken, İslam, hak ve insan hakları konusuna, Allah’ın bir lütfü ve yaratılış gereği penceresinden yaklaşmaktadır.  
Bu noktada, insan hakları konusunda İslam ile Batı yaklaşımı arasında farklılık ortaya çıkmaktadır. Bu farklılık, insan haklarının kökenine ilişkindir.  Batı’da insan haklarının ortaya çıkması on yedinci yüzyıla rastlarken, İslam insan hakları altıncı yüzyıldan sonra gelişmeye ve kurumsallaşmaya başlamıştır. Batı’da insan hakları çerçevesi daha çok bir kral ya da yasal bir otorite tarafından çizilirken, İslam insan hakları ve hürriyetleri Yüce Yaratıcı tarafından bahşedilmiştir. Batı’da insan haklarının kaynağı daha çok pozitif, materyal ve sadece akla dayanan bir nitelikte iken, İslam insan hakları bütüncül, kapsayıcı, akıl ve mantık ilkeleri ile kolayca kavranmakla birlikte, hakların ihlal edilmesi durumunda uygulanacak cezalardan birisinin öbür dünyada gerçekleşeceği gibi boyutlar düşünüldüğünde, manevi, itikadi ve imâni bir özelliktedir. 
Şentürk, İslam’ın insan hakları yaklaşımını, “varım, öyleyse haklarım da var” şeklinde özetler ve fıkhın insan hakları konusundaki yaklaşımının, “ismet (insanın dokunulmazlığı prensibi), âdemiyetle (evrensel insan anlayışı) mümkündür” olduğunu belirtir. Bu anlayışa göre insanın varlığı, onun insan haklarına sahip olmasının temel sebebidir. Bu evrensel bir ilkedir ve insanlar arasında din, ırk, cinsiyet, sınıf ve vatandaşlık ayrımı yapılamamaktadır. İnsan, var olduğu için hakları da vardır. Bu hakların başında da hayatın dokunulmazlığı ve onurlu yaşam hakkı gelmektedir. Mevcut insan hakları karşısında söylemlerin ya olumlu biçimde insan hakları bağımlılığı olarak görüldüğü ya da olumsuz olarak reddiye ile karşılaştığını söyleyen Şentürk, insan hakları söyleminin kitleler ve siyasi otorite üzerinde bağlayıcı bir etkisinin olmasının, onun yerli kültürel simge ve kodları kullanmasıyla mümkün olduğunu, aksi takdirde tercüme bir insan hakları söyleminin toplumsal bağlayıcılık özelliğinden yoksun bulunduğunu ifade eder. Ayrıca İslam ve Batının insan hakları konusundaki görüşlerinin İslam’da fıkıh, Batı’da ise hukuk çerçevesinde belirlendiğinin altını çizerek, İslam ve Batı medeniyetinin insan hakları söyleminin evrenselcilik ve cemaatçilik arasındaki diyalektikte belirlendiğini vurgular. 
İslam hukuku, insanı, Allah’ın şerefli bir kulu; insana tanınan hak ve hürriyetleri ise Allah’ın ihsanı ve insanın doğal hakları olarak kabul etmiştir.  Toplum hayatında bireylerin ve toplulukların temel çıkış noktasını hak olarak kabul ve beyan eden İslam, getirdiği hak ve hürriyetlerle toplum hayatında faziletli ve erdemli bir hayat düzeni kurma çabası içindedir. Hak ve hürriyetlerin mutlak surette korunmasını ve her türlü meşru olmayan müdahale ve ihlalden sakındırılmasını vaaz eden İslam, hürriyeti, “ne kendisine ne de başkasına zarar vermemek şartıyla meşru/şer’i dairede istediğini yapmak” olarak tanımlarken, insana, insanın kendisi, ailesi, çevresi, doğası ve Allah üzerindeki haklarını hatırlatır.
İslam insan düşüncesi, insanın haklara ve hürriyetlere sahip sosyal bir varlık olduğunu, kendisine karşı görevleri olduğu gibi, içinde yaşadığı toplumuna ve başkalarına karşı da görev ve sorumluluklarının olduğunu beyan eder. İstisnai bir yere sahip olan insan, eşsiz nitelikleri ile kâinatta ayrı bir yer edinmiştir.  İnsana bu bakış açısından yaklaşan İslam, insan hakları konusunu bir hak olarak görmekle beraber ahlaki bir konu olarak da değerlendirir. İnsanı sosyal, kültürel ve manevi bir şahsiyet olarak gören İslam onun ihtiyaçlarını ve isteklerini göz ardı etmez ve ona, insanın Yaratıcısının çizdiği yolda güven içinde ve huzurlu bir şekilde yaşayabileceği imkânlar tanır. 
Yusuf SAYIN, Analist, USBED
Kaynakça:
[1]Nezir Akyesilmen, “Islam and Human Rights: Some Reflections on a Controversial Debate”, Courtesy: The International Politics Journal, January 2003, http://www.siyassa.org.eg/esiyassa/AHRAM/2003/1/1/FILE5.HTM.
[2]Marcel A. Boisard, “İslam’ın Hoşgörüsü”, (İçinde), (Der.), İslam ve İnsan Hakları, (Çevirenler: Tahir Yücel, Şennur Karakurt), İstanbul, Endülüs Yayınları, 1995, s. 65–67. 
[3]Ahmed Souaiaia, Human Rights & Islam The Divine and the Mundane in Human Rights Law, USA, iUniverse, Inc., 2003, http://huquq.com/rights/archvs/hrANDislam/00BookwCover.pdf. 
[4]Syed Abul A'la Maududi, Human Rights in Islam, Pakistan, Islamic Publications, 1997, 1995,
http://www.scribd.com/doc/24667131/Human-Rights-in-Islam-by-Abul-A-la-Mawdudi. 
[5]Recep Şentürk, İnsan Hakları ve İslam, İstanbul, Etkileşim Yayınları, 2006, s. 9–18. 
[6]Ahmet Akgündüz, İslam’da İnsan Hakları Beyannamesi, İstanbul, Timaş Yayınları, 1993, s. 10–18. 
[7)İhsan Hamid El-Mafrey, “İslam ve İnsan Hakları”, (içinde), (Der.), İslam ve İnsan Hakları, (Çevirenler: 8)Tahir Yücel, Şennur Karakurt), İstanbul, Endülüs Yayınları, 1995, s. 15–17.


17.3.2014 - Hit : 3135


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu