Sat, 25 Nov 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

FARKıNA VARıLAN IŞİD TEHDIDI VE TÜRKIYE’NIN KıRıLGAN ORTADOĞU STRATEJISI

Farkına Varılan IŞİD Tehdidi ve Türkiye’nin Kırılgan Ortadoğu Stratejisi
Türkiye, Suriye Krizi’nin ortaya çıkmasından bu yana bölgede meydana gelen olayları ve gelişmeleri itina ile takip etmektedir.  Suriye Krizi’nin başında Arap Baharı’nın da vermiş olduğu  hava ile Beşir Esad’ın kısa sürede yıkılacağı ve yerine daha demokratik bir düzenin kurulacağı beklenmiştir. Fakat Arap Baharı’nın kısa sürmesi ve bunun neticesinde Arap Baharı rüzgarının tersten esmeye başlaması ile birlikte Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelik yeni bir strateji belirlemesi gerekmiştir. Türkiye’nin Arap Baharı sonrasında geliştirdiği yeni stratejisi bazı noktalarda Davutoğlu dönemi Türk Dış Politikası’nın “esnek” dış politika özelliğini kaybettirmiş ve gittikçe katılaşan bir hal almıştır.1 Türkiye’nin yeni Ortadoğu Stratejisi’nin katılığını “ilkeli dış politikanın” bir gereği olarak görmesinden kaynaklandığı iddia edilebilir. 
Musul'un tamamını (Haziran 2014) ele geçiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), kentteki Türk toprağına saldırarak Başkonsolos Öztürk Yılmaz dahil 48 Başkonsolosluk yetkilisini rehin almıştır. Türkiye, Suriye Krizi esnasında Ortadoğu’nun en acımasız yüzünü Türkiye‘nin Musul Başkonsolosluğunun IŞİD militanları tarafınca ele geçirilmesi ile yaşamıştır. Türkiye gizli görüşmeler neticesinde Musul Başkonsolosu ve görevlileri IŞİD’ten teslim almıştır.2  Bir devletin Başkonsolosluğu’nun  basılması ve yetkililerinin kaçırılması veya tutsak alınması; sonucu ne olursa olsun bir devletin prestijini zedeleyen en ağır eylemler arasındandır. 
Diplomatik birimlerin en önemli görevleri arasında ülkesine fayda sağlayabilecek istihbarat bilgileri edinmesi gerekmektedir.  Başkonsolos Öztürk Yılmaz’ın   IŞİD’in yapacağı eylemleri ve bölgedeki gücünü istihbarat raporları ile Ankara’ya bildirmiş olması gerekirdi. Eğer Başkonsolos IŞİD’in bölgede güçlenmesini raporlamış ve olası bir Konsolosluk baskınını Ankara’ya bildirmişse gerekli önlemleri almayan Dışişleri yetkililerinin cezalandırılması gerekmektedir.  Fakat  yaptığım araştırmalara göre Dışişleri Bakanlığı’nda  böyle bir cezalandırma olmamış hatta Başkonsolos Büyükelçi olarak atanmıştır.  Musul Başkonsolosluğunun IŞİD tarafından basılması Dışişleri Bakanlığı tarafından yeterince iyi soruşturulmadığı iddia edilebilir. Başka bir ifade ile konsolosluk binasının IŞİD tarafından ele geçirilmesi hususunda ihmalin kimden kaynaklandığı konusunda Dışişleri Bakanlığı detaylı bir açıklama yapmamıştır.3  
IŞİD’in en büyük insan gücünü Irak’taki toplumsal yapı (Sunni kesim) ve yurtdışından (ABD, Avrupa, Çeçenistan, Orta Asya) gelen katılımlardan sağlamıştır. IŞİD’e Türkiye’den Adıyaman, Bingöl, Mardin, Diyarbakır, Kırşehir, Konya, Ankara ve İstanbul’dan katılım çok fazla olmuştur.4   IŞİD’e katılanların büyük bölümünün Kürtlerden olması aslında gelecek olan çatışmaların niteliği konusunda da bizlere fikir vermektedir.  Kürtlerin çoğunlukta olduğu Diyarbakır, Mardin, Bingöl gibi illerden radikal İslamcı Kürtlerin IŞİD’e katılması, IŞİD’in  bölgede alt yapısını güçlendirmiştir. Kürtlerin kendi aralarında Radikal İslamcılar ve Laik Kürtler olarak ayrılması gelecek dahilinde Kürt halkının da beklentilerini şekillendirmiştir.  Öyle ki Radikal İslamcı Kürtler Bağımsız Kürt İslam devletinin kurulması gerektiğini belirtmektedir. Laik Kürtler ise, PKK’nın 1980’li yıllarda başlayan eylemleri ile Bağımsız bir Kürt devleti kurulmasını öngörürken günümüzde bu istek özerkliğe dönmüş durumdadır.  Radikal İslamcılar ve PKK,  1990’lı yıllarda karşı karşıya gelmiş büyük bir hesaplaşma yaşanmıştır.  Bu hesaplaşma Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Kürtlerin ikiye bölünmesine sebep olmuş, taraflar arasında deyim yerindeyse bir kan davası doğmuştur.  HDP’nin genel seçimler öncesindeki son mitinginde yaşanan bombalı saldırı Radikal İslamcı Kürtler ile Laik Kürtler arasında süregelen kan davasının yakın dönemde yaşanan en bariz örneği olduğu söylenebilir.  Mitingde yaşanan bombalı saldırının IŞİD tarafından yapılması ve saldırıyı gerçekleştiren kişinin yakalanmasına rağmen, hem bölgeden hem de Türkiye’nin diğer illerinden IŞİD’e katılımın artması, IŞİD konusunda Türkiye’nin sessiz kalarak geçiştiremeyeceğini göstermektedir.  Öyle ki İç Anadolu Bölgesi’nden, Konya’dan IŞİD’e katılımın 3000 kişiyi geçmiş olması5  Radikal İslamcı Kürtler ve Laik Kürtler arasında meydana gelen  çatışmaların Türkiye geneline yayılma tehlikesini ortaya çıkarmaktadır.  Türkiye’nin IŞİD konusunda  yeni ve etkili bir strateji geliştirme gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Türkiye’nin IŞİD’e karşı geliştirmiş olduğu politikaların pek başarılı olmamasını gösteren son olay ise Suruç’ta yaşanmıştır. Suruç saldırısı neticesinde 30 kişi ölmüş 100’den fazla insan yaralanmıştır.
Ortadoğu kan gölüne dönerken son dönemlerde  bölgede iki ülkenin gelişmeleri etkileme ve dönüştürme gücünün görece önceki dönemlere göre zayıfladığı söylenebilir. Bölgedeki gücü zayıflayan iki ülke Türkiye ve İsrail’dir. İran İle ABD’nin varmış olduğu nükleer uzlaşma ve görüşmelere baştan beri karşı olan İsrail, ABD’de bulunan güçlü lobisine rağmen,  Başkan Obama’yı İsrail’in desteklediği yeni bir İran politikası konusunda  ikna edememiştir. Türkiye bir dönem Batı ile İran arasında arabulucu konumundayken son dönem İran-Batı nükleer müzakerelerinde Türkiye süreçten  dışlanmıştır.  İran’ı bölgede bu kadar ön plana çıkaran en temel unsur ise, IŞİD’in bölgede kontrolden çıkmış olmasından kaynaklandığı iddia edilebilir.  IŞİD’e karşı başta Tikrit operasyonu olmak üzere aktif rol alan İran, ABD ile bölgede aynı dilden konuşmaktadır. İsrail bu süreçte Suriye ve Irak’taki istikrarsızlığın kısa vadede kendi güvenliği için tehdit oluşturmadığını  düşünmekte ve neticede IŞİD konusunda sessizliğini korumaya devam etmektedir. Türkiye ise, IŞİD konusunda PYD-IŞİD kapışmasının  PKK militanlarının da bölgeye sevk edilmesi neticesinde Türkiye’ye doğrudan bir tehdit oluşturmayacağı beklentisi, Türkiye’nin IŞİD’e karşı daha etkili politikalar geliştirmesini önlemektedir. ABD ise, İran ile yakınlaşarak İran’ı daha kolay kontrol edebileceğini düşünürken IŞİD gibi tanımlanamayan bir oluşumunun kontrol altına alınmasının İran’a göre daha çok zor olacağını ve diğer ülkelere göre bunun daha çok farkında gibi görünmektedir. Burada IŞİD’in ortaya çıkmasında ABD’nin Bush döneminde başlayan ve sonrasında kontrolsüz çekilmenin getirmiş olduğu boşlukta unutulmamalıdır. 
Sonuç olarak Suruç saldırısını sadece Türkiye üzerinden okumamak gerektiğidir. Bu bakımdan Türk Dış Politikası Ortadoğu’da yaşanan krizler konusunda katı tutumlar geliştirmek yerine pragmatist esnek dış politikaya dönüş yapmalıdır. Bu bağlamda koalisyon güçlerinin IŞİD’in ortadan kaldırılması hususunda hedefine yönelik Türkiye’nin yeni bir strateji ile koalisyon ortaklarını IŞİD tehdidine karşı daha kararlı bir biçimde bir araya getirmesinin gerekli olduğu söylenebilir. Kısaca Türkiye, IŞİD konusunda koalisyon güçlerine yol gösterecek yeni bir strateji ortaya koymalıdır. Başka bir ifade ile yeni Ortadoğu stratejisi Türkiye’yi tepkisel dış politikadan kurtararak  proaktif dış politika düzlemine getirmelidir.  Türkiye IŞİD’e karşı güçlü bir strateji oluşturmadığı sürece Türkiye’yi bekleyen tehditlerin başında IŞİD’in eylemlerinin Türkiye geneline yayılma ihtimali bulunmaktadır.  Diğer bir tehdit ise Türkiye’nin iç istikrarını etkileyecek bir konu olan Kürt Sorunudur. Müzakere sürecinin duraklama aşamasına girmesi ve IŞİD’in PYD üzerinde baskısını arttırması  PKK’nın Türkiye’ye karşı şiddet tehditlerinde bulunmasını arttırabilir. 
Referanslar:
1IŞİD Türk Konsolosluğu'na saldırıp çalışanları kaçırdı, www.hurriyet.com.tr/dunya/26591687.asp
2Rehineler serbest, Türkiye IŞİD'e karşı koalisyona katılacak mı? http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/09/140920_canli_musul_isid_rehineler_serbest
3“No: 196, 11 Haziran 2014, Musul’daki Başkonsolosluğumuz Yerleşkesine Gerçekleştirilen Baskın Hk.” , http://www.mfa.gov.tr/no_-196_-11-haziran-2014_-musul_daki-baskonsoloslugumuz-yerleskesine-gerceklestirilen-baskin-hk_.tr.mfa
4Detaylı bilgi için bakınız: http://www.haber7.com/guncel/haber/1168196-iside-hangi-illerimizden-katilim-var
5“CHP’li Kart: Konya’dan IŞİD’e 3 bin kişi katıldı”, http://www.sozcu.com.tr/2014/gundem/chpli-kart-konyadan-iside-3-bin-kisi-katildi-589470/
Yusuf Çınar,Analist, USBED
21.7.2015 - Hit : 1689


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu