Thu, 23 Nov 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

TERÖRIZMIN METODOLOJIK EVRIMI: TERÖRIZMDE BIREYSELLEŞME

Terörizmin Metodolojik Evrimi: Terörizmde Bireyselleşme
Terör ve terörizm kavramları ortaya çıktıkları günden bugüne, sürekli olarak dinamik bir “gelişim” ve değişim sürecinin öznesi konumunda olagelmişlerdir. Buna göre bu kavramlar, sahip oldukları anlam sınırları ve özleri itibariyle, teknolojik, siyasal-ideolojik ve küresel değişimlerin paralelinde dönüşüme uğramışlardır. 20 y.y.’ın başlarından, soğuk savaş döneminin sonuna kadar geçen süre içerisinde temel olarak “katı ideolojik referans-temel” ve “örgütlülük” karakteristiğini yansıtan, ve akademik, siyasal ve toplumsal anlamda bu karakteristiği ile imgelenen terör ve terörizm olguları küreselleşme sürecinden bağımsız kalmamış; sürecin etkileri doğrudan doğruya karşılaşmıştır. 
Soğuk savaşın ardından ortaya çıkan yeni uluslararası sistem, küresel ve yerel düzeyde birçok değişimi beraberinde getirdiği gibi terörizmin ontolojisinde de bir takım değişimler meydana getirmiştir. Bu dönemde küreselleşme sürecinin terörizme yansıması olarak kabul edilebilecek olan ve terörizmin artık sınır aşan bir olgu olarak karşımıza çıkmaya başladığını ifade eden uluslararası terörizm, küresel terörizm gibi yeni kavramlar literatüre dâhil edilmiştir (Aydemir, 2006: 40). Aynı zamanda, terörizmin metodolojik kapsamında ve teknik kapasitesinde yaşanan değişimler ile birlikte siber terörizm gibi teknolojik gelişmelerin etkisi ile şekillenen yeni yöntemler de kendisini göstermeye başlamıştır (Aydemir, 2006: 51). Bu bağlamda terörizm dinamik bir biçimde uluslararası politikada ve toplumların yaşamında sahip olduğu etkiyi, kapsamını ve biçimini değiştirmek suretiyle devam ettirmektedir. 
Söz konusu dönüşüm alanında en dikkat çekici olan gelişme ise öncüsüz-bireysel(leaderless, self) terörizm metodunun günden güne artan etkisi ve gücüdür. Terörizmin metodolojik tasnifi bağlamında ve tarihsel analoji düzleminde anarşizmin ve terör olgusunun ortaya çıkmaya başladığı ilk yılları ile paralellik kurulabilecek olan bireysel terör prototipik niteliği ve günümüzdeki etkisi ile kendisinden söz ettirmektedir. Tarihsel arka plan açısından oldukça eskiye dayanan, fakat zaman içerisinde çeşitlenen ideolojik anlayışlar, eylem biçimleri ve imkânları, teknolojik kapasitesi ile farklı boyutlar kazanan bireysel terörizm, herhangi bir örgüt ile organik bağı bulunmayan bir kişinin, sempatizanı olduğu örgüt ya da ideoloji adına kendi inisiyatifi ile tasarlayıp gerçekleştirdiği terör eylemleri olarak tanımlanabilir (Aydemir, 2006: 30). 
Herhangi bir hiyerarşik yapıdan bağımsız olarak kişisel inisiyatif ile hareket eden bireysel teröristler, günümüzde bilgiye ulaşmanın kolaylığını avantaja çevirebilmekte, profesyonel bir terörist gibi eylem tasarlayabilmekte ve gerçekleştirebilmektedir (Aydemir, 2006: 31). Bireysel teröristler bu açıdan herhangi bir örgüte bağlı militana kıyasla daha çok avantaja sahiptirler; özgür karar alabilme ve uygulayabilme, bir örgüt bağının bulunmamasından dolayı yakalanma riskinin düşüklüğü bunlardan bazılarıdır.
Küreselleşme sürecinin de bir sonucu olarak değerlendirilebileceği gibi, bireysel terörizmin önümüzdeki yıllarda daha fazla ön plana çıkması beklenen terörizmin türlerinden bir tanesi olduğu söylenebilir (Michael, 2012: 260). Küreselleşme ile gelişen iletişim ve bilgi edinme imkanları ve bununlar birlikte gelişen bireyselleşme, kişileri, herhangi bir örgütsel yapı bünyesine girmekten alıkoymakta ve kendi ideolojik kabulleri ekseninde kendi mücadelesini yürütme güdüsünü desteklemektedir. Ayrıca, soğuk savaş döneminden farklı olarak, ideolojik ve örgütsel disiplin anlayışlarının aşınması, öz takdir/inisiyatif anlayışının daha fazla gelişmesi, klasik dikey terör örgütü yapılanmalarının yerini yatay yapılanmalara bırakması bu metodun günümüzde ideolojik ekseni ne olursa olsun tüm terör yapılanmalarında gözlemlenebilecek bir olgu haline geldiğini göstermektedir. 
Münkler’in, yeni dönemin riskleri konusunda dikkat çektiği hususlardan biri olan, savaşın kontrolden yoksun silahlı gruplara devredilmesi ile birlikte bu olgunun devlet tekelinden çıktığı, devletlerarası savaş kurallarını ve ilkeleri düzenleyen bağlayıcı hukuk kurallarının mevcudiyetinin aksine söz konusu grupların hiçbir kural ve otorite tarafından sınırlandırılamayan bir niteliğe ve yapıya sahip olması toplumların güvenliğini ciddi biçimde tehlike altına sokması (Münkler, 2010: 59-87) yönündeki görüşüne ek olarak, denetimsiz/kontrolden yoksun silahlı/terör gruplarının daha ileri boyutta denetimsiz bireyselliğe, şiddete ve teröre evrildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Klasik anlamdaki sempatizan/militan anlamının ortadan kalkmaya ve muğlaklaşmaya başladığı bu dönemde bireysel terörizm potansiyeli her geçen gün daha fazla kendinden söz ettirir hale gelmeye başlamıştır. Özellikle son zamanlarda IŞİD terör örgütünün eylemleri ile daha fazla dikkat çeken bu metod, aşırı sağ-milliyetçi-ayrılıkçı terörizm, dini referanslı terörizm ve örgütlülük prensibinin daha yavaş bir ivme ile aşındığı sol terörizmde de kendisini göstereceği açıktır. Bu durum klasik terörle mücadele anlayışlarının “terör örgütleri ile mücadele” şeklindeki odak noktasının “terörizm anlayışı/felsefesi/fenomeni ile mücadele” anlayış tarzına evrilmesini zorunlu kılmakta, terörizm ile düşünsel mücadelenin önemini daha fazla ön plana çıkarmaktadır.
Kaynakça
1-Aydemir, Salim(2006). Soğuk Savaş Sonrası Uluslararası Terörizm, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı,  T.C. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kırıkkale
2-Münkler, Herfrıed(2010). Yeni Savaşlar (1. Baskı). (Çev: Zehra Aksu Yılmazer). İstanbul: İletişim Yayınları
3-Michael, George (2012). Leaderless Resistance: The New Face of Terrorısm , Conflict & Terrorism, 36:1, 1-25, http://dx.doi.org/10.1080/1057610X.2013.739077 (Erişim tarihi 13.11.2014)
Çağatay Balçı, Analist, USBED
21.11.2015 - Hit : 1358


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu