Wed, 16 Aug 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

TÜRKIYE-ALMANYA İLIŞKILERI VE SÖZDE ERMENI SOYKıRıMı TASARıSıNıN KABULÜ

Türkiye-Almanya İlişkileri ve Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısının Kabulü
1.Birkaç gün önce Alman Federal Meclisi 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını tanıyan karar tasarısı kabul etti. Alman meclisinin bu kararı Türkiye -Almanya ilişkilerini nasıl etkileyecek, hangi dengeleri değiştirecek, Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkiler bu kararla nasıl bir zarar görecek? 
Almanya'ya 1960'lardan itibaren Türkiye'den göçler olmuştur. 1960'larda giden işçilerin bir bölümü Anadolu'nun kırsal bölgesinden gitmişlerdir. Fakat Türkiye'deki askeri darbelerle birlikte siyasi göçlerde gitmiştir. Türkiye'de aranan siyasi hükümlüler 1970 ve 1980lerde daha fazla gitmişlerdir. Almanya'da bulunan 2 milyon Türk'ün hepsinin Türkiye Cumhuriyeti ile barışık olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Evet oyu veren Türk Milletvekillerinin büyük bölümü sol partilerdendir. Fakat burada şunu da söylemeliyiz Türkiye Cumhuriyeti Almanya'daki vatandaşlarını örgütleyememiştir. Almanya'daki Türk'ler kendi aralarında bölünmüşlerdir ( Kürt, Türk, milli görüş, Sol ideoloji, Milliyetçi ideoloji).Bu bölünmenin en büyük sebebi ideolojiktir. Türklerin Almanya'da daha çok restoran işletmeleri ve işçi konumunda olmaları ile birlikte kendi içinde parçalanmış olmaları Almanya'da entelektüel ağırlıklarının ve lobi faaliyetlerinin az olmasına sebep olmaktadır. Ermeni diasporası bu açığı iyi kullanmış ve Meclis'te kabul edilmesini kolaylaştırmışlardır. Türklerde Almanya'da ekonomik anlamda para olsa da entelektüel birikimi olanların büyük bölümü Ermeni iddialarını desteklemektedir. Evet oyu veren milletvekilleri bu toplumsal yapıyı yansıtmaktadır. Türkiye şuana kadar Ermeni iddialarını kabul eden devletlere karşı Büyükelçilerini geri çekerek tepki koydu. Türkiye’nin tepkilerini sert gösterememesi (ekonomik, siyasal yaptırımlar) diğer devletleri bu konuda cesaretlendirmiştir. Fakat Almanya’ya karşı Türkiye’nin kullanabileceği göçmenlerin geri kabulünü öngören antlaşma bulunmaktadır. Almanya parlamentosunun karar almasının hemen akabinde Türkiye geri kabul antlaşmasının rafa kaldırıldığını belirtmiştir. 
2.Almanya Türkiye’nin en yakın müttefiklerinden birisi olduğu halde bu tasarıyı neden onayladi? 
Almanya Merkel ile birlikte AB’nin karar almada en etkili ülkesi olmuştur. Almanya AB’nin geleceği için iki meseleyi tehdit olarak görmektedir. Birinci tehdit AB’ye Suriye’den gelebilecek kontrolsüz göçmenlerdir. İkinci tehdit ise AB’ye üye olmuş bir Türkiye’dir. Türkiye 75 milyon nüfusu ve ekonomik kapasitesi ile üye olduğu zaman AB’nin karar alma mekanizmasında en etkili devletlerden biri olacak. AB’nin ana mekanizmasındaki üye ülkeler Almanya, Fransa Türkiye’nin kendi dinlerinden ve kültürlerinden farklı bir ülke olduğunu belirtmektedirler. Bu iki ülke Türkiye’nin AB’nin üyesi olması halinde AB’nin kendi kontrollerinden çıkacağı endişesini taşımaktadırlar. Almanya Ermeni iddialarını Fransa gibi kabul ederek Türkiye’nin AB değerleri ile uyuşmadığı fikrini öne çıkararak Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde içe kapanmasını istemektedirler. 
3.Bundan sonra neler olacak? 
Türkiye yakın dönemde Türkiye’ye gelen göçmenler için Avrupa’ya açılan sınır kapılarını açabilir. AB tarihte birçok kriz yaşamıştır. Fakat hiç birisi yakın dönemde yaşanılan göçmen krizi kadar AB ülkelerini tedirgin etmemiştir. Göçmen krizi ile beraber AB’nin gelecekte parçalanıp parçalanmayacağı tartışılmaktadır. Türkiye’nin kapılarını açması AB’nin göçmen krizi ile tekrar yüzleşmesine sebep olacaktır. 
4.Oylamaya beklendiği üzere Almanya Başbakanı Angela Merkel katılmadı. Sizce Merkel bununla bir mesaj mı iletmektedir?
Merkel katılmayarak Almanya devleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bir siyasi krizin doğmasını önleyemeye çalışmıştır. Türkiye Merkel’in bu tavrını yeterli bulmamıştır. Merkel’in oylamaya katılmaması sonucu değiştirmemiştir. Türkiye Merkel’e kırılmıştır. 
5.AB ile Türkiye arasındaki sığınmacılarla ilgili anlaşmanın uygulanması da zora girecek. Türkiye Cumhuriyeti ile sığınmacılar konusunda varılan anlaşmanın bozulacak mi?
AB ile sığınmacılar ilgili antlaşmanın uygulanmasının pek mümkün olmayacağı 22 Nisan 2016 tarihinde Başbakan Davutoğlu’nun istifa etmesi ile doğru orantılıdır. Bu antlaşma Davutoğlu’nun yoğun çabası ile Türkiye’nin AB ile ilişkilerini tekrar canlandırmayı amaçlamıştır. Davutoğlu’ndan sonra Türkiye’nin aynı çabayı sarf etmesi mümkün değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konularda AB ile çok masaya oturma taraftarı değildir. Erdoğan Türkiye’nin AB yolcuğunu olmazsa olmaz olarak görmüyor. Erdoğan AB Türkiye’yi almazsa almasın biz başımızın çaresine bakarız diye düşünüyor. Bana göre Almanya’nın Ermeni yasa tasarısını kabul etmesi ve bu koşullar altında Türkiye’nin bu antlaşmayı onaylaması pek mümkün görünmemektedir.  
Vefa Ferec’in Yusuf Çınar ile yaptığı röportaj, Rusçası için tıklayınız, http://vesti.az/news/295310
08.06.2016 - Hit : 848


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu