Mon, 11 Dec 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

TÜRKIYE SAVUNMA SANAYISI ŞANGHAY İÇIN HAZıR Mı?

Türkiye Savunma Sanayisi Şanghay İçin hazır mı?
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Doğu’nun parlayan bir örgütü olarak öne çıkmaktadır. ŞİÖ’nün gelişimi Avrupa Birliği’ne benzese de kendine münhasır özelliklere sahiptir. Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya, İkinci Dünya Savaşı sonrasında hem ideolojik sorunlar yaşamış hem de sınır ihlalleri ile karşı karşıya gelmişlerdir. Soğuk Savaş bittikten sonra ise iki ülke geçmişte yaşanılan kısır rekabetin iki ülkeye de zarar verdiğinin farkına varmıştır. Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın 1996 yılında oluşturdukları yapılanma Şanghay Beşlisi olarak dünyaya kendisini duyurmuştur. Şanghay Beşlisi ABD’nin tek kutuplu dünya söylemine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), 2001 yılında Özbekistan’ın üyeliği ile ilk genişlemesini gerçekleştirmiştir. ŞİÖ üyeleri arasında öncelikli olarak serbest ticaret bölgesi oluşturmayı hedeflemiştir. ŞİÖ güvenlik konularında -üyeler arasında suçluların iadesi gibi konularda  işbirliği yapılmasına karşın- NATO kadar işleyen bir işlevsel altyapıya sahip olmasa da BM’nin kilitlenen yapısına karşın gelişen bir güvenlik konsepti bulunmaktadır.
“Dünya beşten büyüktür” söylemi son dönemde Türk dış politikasının merkezinde yer almaktadır. Bu söylem Türkiye’nin sadece Batı merkezli dış politika anlayışının yerine doğunun da hesaba katılması gerektiğini işaret eden bir dış politika anlayışı olarak dillendirilmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belirttiği gibi Avrupa Birliği kapısında Türkiye yarım asırdır gereksiz yere bekletilmektedir.  NATO ise Türkiye’nin yarım asırlık sadakatine rağmen Uçak Krizinde Türkiye’ye gereken güvenceyi verememiştir. Peki Türkiye, Batı  dışında alternatif bir örgüte üye olacak milli savunma altyapısına sahip midir?
Türkiye’nin dış politikada doğuya açılabilmesinde veya açılamamasında “milli savunma sanayisinin” önemli rol oynayacağı söylenebilir.  Türkiye, SIPRI verilerine göre 2009-2016 yılları arasında toplam 6.191 milyar dolarlık silah alımı yapmıştır. Türkiye’nin silah aldığı ülkelerin başında NATO üyeliğinin doğal bir sonucu olarak 3.149 milyar dolar ile ABD listenin başında yer almaktadır. Türkiye Çin’den 140 milyon dolarlık silah alırken Rusya’dan ise 33 milyon dolarlık silah almıştır.  Türkiye’nin silah aldığı diğer ülkeler arasında Almanya ve Güney Kore bulunmaktadır. Görüldüğü üzere Türkiye silah alımında Batıya tamamen entegre olmuştur. 2002-2016 yılları arasında milli savunma sanayinin gelişmesi konusunda Türkiye’nin attığı adımlar Türkiye’nin silah satımına önemli katkılar yapmıştır. Öyle ki Türkiye 2009-2016 yılları arasında 991 milyon dolarlık silah satışı gerçekleştirmiştir. Türkiye,  Suudi Arabistan’a 255 milyon dolarlık, Birleşik Arap Emirlikleri’ne ise 132 milyon dolarlık silah satmıştır. Türkiye’nin silah sattığı diğer ülkelerin başında Pakistan ve Türkmenistan gelmektedir. 
Silah alım ve satımına dair ortaya çıkan sayısal veriler Türkiye’nin savunma sanayi konusunda pazarı çeşitlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin dış politikada yıllarca doğuya açılmasının önünde en büyük engelin Batı’ya diğer bir deyişle NATO üyeliği dolayısıyla gelen savunma sanayi bağımlılığı olduğu söylenebilir. O kadar ki Türkiye’nin silah sattığı ülkeler dahi ABD’nin savunma sanayi stratejisine göre Türkiye’ye uzaklaşıp yakınlaşabilmektedir. İlerleyen dönemde Türkiye’nin dış politikada Batı dışında alternatif bir örgüte üye olup olamayacağının cevabı Türk savunma sanayisinin Batı bağımlılığından kurtulup kurtulamamasına bağlı olarak değişecektir.
Bu yazı Son Talimat Gazetesinde yayımlanmıştır, Dr. Yusuf ÇINAR.
18.12.2016 - Hit : 842


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu