Thu, 23 Mar 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

EGOSANTRIZM, TRUMP VE ULUSLARARASı SISTEM

Egosantrizm, Trump ve Uluslararası Sistem
ABD Başkanı Donald  Trump’ın 20 Ocak 2017’de  gerçekleşen yemin töreni  dünya tarafından ilgi ile takip edilmiştir. Trump seçim kampanyasında ABD’yi hem askeri yönden hem de siyasi egemenlik bağlamında dünyanın saygı duyduğu bir devlet yapacağı vaadinde bulunmuştur. Bu çalışma, Trump’ın davranış kalıplarından hareketle egosantrizm yani benmerkezciliği ele almaktadır. Bununla birlikte egosantrik liderlerin uluslararası düzeni şekillendirmedeki etkisi analiz edilecektir. 
Egosantrizm, Piagets çalışmalarından gelişmiştir. Egosantrizm ya da benmerkezcilik her şeyi kendine dayandırmak, kendine bağlamak, kendine indirgemek, herşeyde kendi görüş açısından hükümde bulunmak, herşeyde kendini esas almak ve kendi fikrini, mantığını ve duygusunu hareket noktası, örnek, ölçü ve merkez almak eğilimi olarak bilinir. Genellikle çocuklarda görülse de bu tutum, yetişkinlerde bir ruhsal bozukluk ya da bir davranış bozukluğu olarak tanımlanabilir.  Nitekim egosantrizm kişinin kendisinin sevdiği eylem ve isteklerinin herkes tarafından sevildiği ve onlar tarafından da kabul edildiği hissine dayanır. Uluslararası sistemde devlet adamlarının da egosantrik düşüncelere sahip olabileceği söylenebilir. Bu bağlamda yakın dönemde bunun en bariz örneğinin Donald Trump olduğu iddia edilebilir.
Trump seçim kampanyasında Amerikalılara birçok vaatde bulunmuştur. Bunların en başında Meksika sınırına inşa edilmesi planlanan duvar vaadidir.  ABD ve Meksika 3226 km sınıra sahiptir.  Meksika ekonomisinin gidişatı ABD ile ilişkilere bağlı olarak pozitif veya negatif olarak etkilenebilmektedir. Duvar inşası gerçekleştiğinde Meksika’da yoksulluğun daha da artmasının ABD’yi etkilememesinin mümkün olmadığı söylenebilir. Belki de Trump tarih kitaplarında farklı anılmak istemiş olabilir. Nitekim  Trump Duvarı (The Trump Wall) inşa edildiğinde  ABD Başkanı Trump’ın egosantrik düşüncelerini öne çıkaran en önemli göstergelerinden olacaktır. Zira duvarlar kolay inşa edilirken yıkılmaları çok zor olmaktadır.
Trump’ın Başkan olur olmaz dillendirdiği bir diğer vaadi Müslümanlara yönelik sert söylemlerdir. Bu bağlamda Trump sadece kendisinin doğru olduğuna inandığı söylemlerinin herkes için doğru olduğuna inanması radikal söylemlerini normalleştirici etki yapmaktadır. Bir bakıma Trump’ın Müslümanları ABD’ye almayacağını belirtmesi veya ABD’de bulunan camilerin bir bölümünün kapatılması gerektiğine dair düşünceleri halk arasında güçlü bir destek bulabilmektedir. 
Trump’ın seçim vaatleri içerisinde en tehlikeli olan ise ABD’nin tekrar güçlü olabilmesi için askeri gücünü arttırması gerektiğini vurgulamasıdır. Başka bir deyişle Trump’a göre ABD’ye kimse saldıramayacaktır. Çünkü ABD’nin vereceği tepkilerin tahmin edilemez olmasının caydırıcı olacağı vurgulamaktadır. Soğuk Savaş sonrası ABD dünyaya küreselleşmenin ne kadar iyi bir şey olduğunu anlatırken Trump iş imkanlarını Çin’den, Meksika’dan ve Japonya’dan ABD’ye  geri getirmeyi vaat etmektedir. Başka bir ifade ile Trump  egosantrik fikirler ile ABD’lilere geçmişten farklı olarak “dünyayı ayaklarına getirerek” Trump’ın dünyanın merkezi olduğu fikrini işlemektedir.  
Devlet adamlarının ülkelerinin dünya merkeziymiş gibi hareket etmeleri uluslararası düzenin nasıl olacağı sorusunu akıllara gelmektedir. Adolf Hitler iktidara geldiği dönemde egosantrik düşünceler ile Hitler’in dünyanın merkezi olduğunu dünya devletlerine kabul ettirmeye çalışmıştır. Burada ilginç olan nokta ise Almanya’nın dünyanın merkezi olduğu iddiasını dillendirdiği dönemde İngiltere cevap vermeye dahi cesaret edememiştir. Çelişkili olan husus ise bugün ABD dünyanın  en büyük ekonomisine ve en güçlü ordusuna sahiptir. Buna rağmen ABD dünyanın merkezi olduğunu içe kapanma refleksleri ve liderinin egosantrik fikirleri ile kanıtlamaya çalışmaktadır. Tam bu noktada yeni dönemde “istikrarsızlık uluslararası sistemin bir sonucu olarak mı ortaya çıkmaktadır, yoksa devlet adamlarının egosantrik davranışlarının sistemik hale gelmesinden mi kaynaklanmaktadır?” sorusunu sormak gerekmektedir. Trump benzeri devlet adamlarının artması “uluslararası sistemin” uluslararası politikadaki etkisinin gözden kaçmasına sebep olabileceği iddia edilebilir. 
Soğuk Savaş Sonrası İki kutuplu dünya, iki devlet merkezli olduğu için “istikrar” kavramı ile sıkı bir ilişki içerisinde olmuştur. 21. Yüzyılda ise dünyanın merkezinin kendisi olduğunu iddia eden liderlerin sayısı artacağa benzemektedir ki; bu durumda “istikrarsızlık” içselleşmektedir. Son tahlilde egosantrik liderler çok kutuplu dünyanın birer parçaları konumundadırlar. Egosantrik liderler devleti dönüştürerek daha saldırgan hale getirebilir. Bunun yanında egosantrik liderler Hitler’de olduğu gibi yeni bir dünya savaşına sebep olabilir mi bunu zaman gösterecektir. Fakat burada dikkate alınması gereken husus dünya hükümeti, dünyanın sonu tartışmalarının ters yüz olduğudur. 
Referanslar
1)Thomas Kesselring, Ulrich Müller, The concept of egocentrism in the context of Piaget’s theory, New Ideas in Psychology, Vol.29, 2011, s. 327.
2)Donald Trump Vaatleri için bakınız: “Here are 76 of Donald Trump’s many campaign promises”, https://www.washingtonpost.com/news/post-politics/wp/2016/01/22/here-are-76-of-donald-trumps-many-campaign-promises/?utm_term=.dc5626b63e06, Erişim tarihi: 28.01.2016. 
Yrd. Doç. Dr. Yusuf ÇINAR, USBED
29.01.2017 - Hit : 887


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu