Tue, 27 Jun 2017
| Strategic Outlook Strategic Outlook  |  Uzmanlar  |  Hakkimizda  |  Yönetim Kurulu  |  Danışman Grubu  |  Dost Siteler  |  İletişim
 

DOĞU TÜRKISTAN’A GENEL BIR BAKıŞ

Doğu Türkistan’a Genel Bir Bakış
Türklerin yaşadığı ülke manasına gelen Türkistan’ın doğu bölgesini teşkil eden Doğu Türkistan’ın kuzeyinde Altay Dağları, güneyinde Karakum Çölü ve Pamir Dağları mevcuttur. Uzun tarihi boyunca Doğu Türkistan, İç ve Orta Asya’da kurulmuş Türk devletlerinin ve hanlıklarının merkezi olmuştur. M.Ö. 8-3 asırları arasında İskitlere, M.Ö. 300-M.S. 93 yılları arasında Hunlara, 522-744 döneminde Göktürk İmparatorluğuna, 744-840 arasında Uygur Devletine, 751-870 arasında Karahanlılar İmparatorluğuna merkez olan bu Türk yurdu, Türk tarihinde önemli bir yer teşkil etmektedir.8-18. asırlar arasında Çin ile önemli derecede kültürel ve siyasi işbirliğinin gerçekleştiği bir barış dönemi olmuştur.
Ancak barış dönemi, Doğu Türkistan’ın 1759 yılında Çin Mançu İmparatorluğunun işgali ile son bulmuştur.1863’te bağımsızlığına kavuşan Doğu Türkistan’da 200’den fazla silahlı ayaklanma olmuş ve Doğu Türkistan halkı üç kez bağımsızlık kazanmıştır.1863’te bağımsızlığına kavuşan Doğu Türkistan’da Yakup Han başkanlığında Doğu Türkistan İslam Devleti kurulmuş ve bu devlet Osmanlı, İngiltere ve Rusya tarafından resmen tanınmıştır. Ancak bu bağımsız Türk devletinin ömrü kısa sürmüş ve 1876 yılında Çin-Mançu Devleti tarafından yeniden işgal edilmiş ve 1884’te Sincan adıyla Çin’e bağlanmıştır.
20. asrın başlarında Orta Asya’da oluşan milliyetçilik akımı neticesinde 1933 yılında Kaşgar’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu cumhuriyetin ömrü 1937’de sona ermiştir.1944’te ‘’Üç Vilayet İnkılabı’’ olarak bilinen ayaklanmalar sonucunda Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulmuştur. Doğu Türkistan İsyanı’nı tek başına bastıramayan Çin, SSCB ile imzaladığı gizli antlaşmayla silah ve asker desteği sağladı.1933’te Kızıl Ordu Doğu Türkistan’a girdi ve burada hâkimiyet sağladı. Bu sırada başlayan 2. Dünya Savaşı ile birlikte Ruslar askerlerini Doğu Türkistan’dan çektiler. Bu süreç içerisinde Doğu Türkistan halkı bir kez daha bağımsızlık girişiminde bulundu ve 1944 yılında Bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu. Ne var ki Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin ömrü 1949 yılında Çin’de Mao’nun iktidarı ele geçirmesiyle son buldu.
Özerk bölge içinde etnik grupların dağılımına göre 8 Ağustos 1952’de on ayrı muhtar bölge tesis edilmiştir. Sincan(Uygur) Özerk Bölgesi bunlardan biri ise de, yönetim hakları, Pekin yönetimince çiğnenmektedir. Özerk yönetim organlarında görevlendirilen etnik unsurların siyasi, ekonomik ve askeri karar verme yetkileri Çin Komünist Partisi kontrolü altındadır.
Halbuki özerk yönetim, öncelikli olarak merkez yönetimin talepleri değil, bölge halkının ihtiyaç ve taleplerini göz önünde bulunduran, kısmi bağımsız bir yönetimdir. Ne var ki, özerk yönetimin Doğu Türkistan’da uygulanan şekli ile siyasi literatürde yer alan tarifi arasında pek benzerlik yoktur. Doğu Türkistan’daki özerk yönetimin sözde kaldığının bir diğer göstergesi de bu yönetim vatandaşlarının kendi toprakları içinde seyahat etme özgürlüğüne sahip olmamalarıdır. Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Komitesi Sözleşmesinin 5. maddesine rağmen Çin hükümeti, Doğu Türkistan’da seyahat hürriyetini kısıtlamıştır. Bilhassa kırsal kesimden şehre göçün önü kesilmek istenmiştir. Bu nedenle nüfusun %90’ı kırsal kesimde yaşamaktadır. Doğu Türkistan’lı vatandaşların yurt dışı seyahatlerine de kısıtlamalar getirilmiştir. Buradaki Müslümanların kutsal olan hac ibadetlerini yerine getirmelerine izin verilmemektedir.1999 yılında 1200 Uygurlu hacca gitmek amacıyla yurt dışına gitmek üzereyken Çin polisi tarafından pasaportlarına el konulmuş, polise itiraz eden 122 kişi tutuklanmıştır
Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde halkın %50 si Türkçe konuşmaktadır. Bölgede 1000 seneden beri kullanılan Arap Alfabesi Çin hükümeti tarafından yasaklanmış, onun yerine Çin fonetiğine uygun olarak hazırlanan Latin Alfabesi kabul edilmiştir.1980’li yıllarda Uygur aydınlarının hazırlamış olduğu Kiril Alfabesi Pekin yönetimi tarafından reddedilmiştir. Doğu Türkistan’da okuma yazma bilmeyenlerin oranı %60 civarındadır. Yayınların ise ancak %16’sı Uygur Türkçesiyledir. Doğu Türkistan bölgesinin tarihi, kültürü ve etnik geçmişine dair bilgilerin resmi yorumdan farklı olarak verilmesi yasaklanmıştır.
Genel coğrafya bilgisine sahip bir kişi, Çin’in Doğu Türkistan konusundaki ısrarını anlamakta zorlanmayacaktır. Bilindiği gibi coğrafi olarak Çin’in Batı ile iletişiminin arasında iki önemli engel vardır: Birincisi 1000 km uzunluğundaki Taklamakan Çölü, ikincisi de Çin sınırını boydan boya kaplayan Çin Seddidir. Doğu Türkistan ise Çin’in, çölün ilerisinde ve setin arkasında kalan tek toprağıdır ve bu yönüyle Çin’in Batı’ya açılan penceresi konumundadır.   Coğrafi konumun siyaset üzerindeki etkisi ve coğrafi olarak avantajlı bölgelerin stratejik olarak da avantajlı olmaları gereği Doğu Türkistan’ı Çin için vazgeçilmez hale getirmektedir. Çin’in en batı noktasını oluşturan bu topraklar Soğuk Savaş döneminde Çin tarafından SSCB tehdidine karşı tampon bölge alarak kullanılmıştır. Bu yönüyle Çin’in söz konusu topraklar için atacağı her türlü adım hem kendisinin hem de bölge ülkelerinin güvenliğini ve istikrarını doğrudan ilgilendirmektedir. Şu anki konumuyla Rusya, Çin için ciddi bir tehlike teşkil etmiyorsa da Çin, “Halkın Kurtuluş Ordusu”(PLA) olarak bilinen silahlı kuvvetlerine bağlı birlikleri bölgede tutmakta ve nükleer füzelerinin büyük kısmını da burada muhafaza etmektedir. Elbette PLA birliklerinin Doğu Türkistan’da varlığını devam ettirmesinin diğer bir nedeni ise Müslüman halkı gerektiği gibi kontrol altında tutabilmektir. Ancak Çin’in Doğu Türkistan’a olan ilgisini sırf jeostratejik kaygılarla açıklamak mümkün değildir. 
Bu bölge aynı zamanda 21. yüzyılın Kuveyt’i olarak anılmakta ve bu yönüyle Çin’in en önemli hammadde kaynaklarından biridir. Doğu Türkistan; petrol, wolfram, altın, kömür, uranyum gibi stratejik hammaddelere ve sayısız yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip bir ülkedir. Çin’de mevcut 148 madenin 118’i Doğu Türkistan’dan çıkarılmaktadır. Ayrıca Çin sanayisi için hayati önem taşıyan Orta Asya Türk Devletlerinden gelecek herhangi bir boru hattının doğal güzergâhı Doğu Türkistan olacaktır. Böyle bir taşıma sisteminin Çin için sağlıklı ve güvenilir olmasının en garanti yolu ise Doğu Türkistan’ın kendi denetimi altında bulunmasıdır. 
Doğu Türkistan’da iş sahalarının hemen hepsinin Çinlilerin elinde bulunması nedeniyle Müslüman halk İşsizlik sorunuyla mücadele etmektedir. Buna rağmen hükümet bu bölgelerde çalışmak üzere Çin’in batısından sürekli Çinli transferi yapmaktadır. Bu şekilde, bir yandan bölgedeki nüfuz dengesi Çin lehine bozulmaya çalışılırken diğer yandan da Doğu Türkistan ekonomisi denetim altında tutulmaktadır. Bu konudaki rakamlar da Çin’in baskıcı politikasını göstermesi açısından son derece dikkat çekicidir. Sanayi kuruluşlarında çalışanların büyük çoğunluğunu bölgeye yerleştirilen Çinliler oluşturmaktadır. Çin’in Doğu Türkistan’daki nüfusunu artırma çabaları 90’lı yıllardan itibaren hız kazanmıştır. Çin hükümeti bu artışı makul bir zemine oturtabilmek için çeşitli ekonomik yatırımları öne sürmekte, çoğu zaman da bunun için özel projeler geliştirmektedir. Örneğin Hong Kong’ta yayınlanan Trend isimli dergi Ekim 1992 sayısında Çin devletinin 2000 yılı içerisinde Doğu Türkistan’a 5 milyon Çinliyi yerleştirmeyi planladığını gösteren gizli bir belge yayınlamıştır. Üstelik bu rakama Doğu Türkistan’da sürekli olarak tutulan Halkın Kurtuluş Ordusu’nun personeli, kalifiye Çin işçileri dâhil değildir.
Çin 1961’den bu yana pek çok uluslararası örgütün karşı çıkmasına rağmen, çeşitli nükleer denemelerini Doğu Türkistan’ın Lop-Nor bölgesinde gerçekleştirmektedir. Bu denemeler, bölgenin doğasının tamamen tahrip olmasına, zehirli atıkların sulara karışması nedeniyle insan hayatının tehlikeye girmesine ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. Bu denemeler nedeniyle pek çok insan hayatını kaybetmiş ve sakat doğumların oranında büyük artış meydana gelmiştir. Doğu Türkistan’da nükleer deneme kurbanı olanların sayısı resmi olarak belirlenememekle birlikte, yaklaşık 210 bin kişinin radyoaktif atık nedeniyle hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Bilindiği gibi radyoaktif atıklar aynı zamanda kansere neden olmakta ve Doğu Türkistan’da kansere yakalananların sayısında %10’luk bir artış olduğu kaydedilmektedir.1993 yılında Urumçi Halk Hastanesi kayıtlarına bakılarak hazırlanan raporda, 1960’larda ölümcül kansere yakalananların sayısı birkaç kişiyi geçmezken 1970’lerde onlarca kişi kansere yakalanmıştır. Kanserin ve radyoaktif atıklara bağlı diğer hastalıkların oldukça yaygın olduğu bu bölgeye herhangi bir ilaç yardımı yapılmamıştır.
Komünizmin iktidara gelişinin ardından Mao’nun başlattığı “Büyük Atılım” ın en önemli parçalarından birisi Doğu Türkistan gibi etnik farklılıkların olduğu bölgelere yapılan yatırımlardır. Bu atılım çerçevesinde Doğu Türkistan’ı sözde geliştirmek ve ilerletmek için Bintuan adı ile bilinen Sincan Üretim Ve İnşaat Ordusu kuruldu. Bunun için ülkenin dört bir yanından Çinliler bu bölgeye getirildi ve kurulan çalışma kamplarında çalışmaya başladılar. Çin yönetimine başkaldıran Müslümanların bastırılması için kurulan askeri birliklerin işi azaldığında tarımsal kalkınma projelerine destek vermeleri için oluşturulan birlik 1975 yılında feshedildi.1981 yılında Bintuan, “10. Üretim Birimi” ismiyle tekrar oluşturuldu ve bugün de aktif olarak işlemektedir. Bintuan’ın görünenin aksine farklı sorumlulukları vardır. Logai olarak anılan toplama kamplarının idare edilmesi, Çinli suçlularının yeni yerleşim yerleri olan Doğu Türkistan’a getirilmesi bunlardan bazılarıdır.
Bintuan’ın asıl amacı Doğu Türkistan’ı sömürgeleştirebilmektir. Bintuan Doğu Türkistan’ın kuzey ve güneyini birbirinden ayıracak bir hat üzerine kurulmuştur. Uygur Özerk Yönetimi’nden bağımsızdır ve kendi güvenlik güçleri, mahkemeleri, tarımsal ve endüstriyel yatırımları vardır. Bunların yanı sıra geniş bir alanı kapsayan çalışma kampları ve hapishaneler de Bintuan’ın denetimindedir. İşin daha da ilginç yönü Çin’in her türlü insan hakkına karşı olan bu sözde üretim birliklerinin yakın geçmişte, Dünya Bankası tarafından da finanse edilmiş olmasıdır. Bunun için Çin, Atılım Projesi adını verdiği bazı programlar belirlemiş ve bu programları Dünya Bankasının da desteğini sağlamıştır. Buna göre Doğu Türkistan bölgesinin ilerlemesini sağlamak amacıyla çeşitli çalışma sahaları oluşturacak ve bu alanlar sayesinde bölgenin ekonomik kalkınması sağlanacaktır. Ancak projenin hayata geçirilişi böyle olmadı. Çünkü bu alanlar başta Müslümanlar olmak üzere Çin’in suçluları cezalandırmak için kurduğu çalışma kamplarıydı. Elde edilen gelir de bölgenin değil Çin ekonomisine katkıda bulunuyordu. İşte Dünya Bankası’nın destek verdiği Atılım Projesi’nin asıl yüzü buydu. İlerleyen yıllarda Bintuan’ın topraklarının üç kat daha genişleyeceği tahmin edilmektedir. Çünkü Doğu Türkistan toprakları içinde bağımsız bir Çin eyaleti oluşturulmaktadır. Bintuan, Çin tarafından her zaman için Doğu Türkistan’da düzeni sağlayan temel unsurlardan biri olarak görülmüştür.
Bir ülkenin dış politikası tamamen o ülkenin milli çıkarlarını koruma temeli üzerine oturtulmalıdır. Yani dış politikanın ölçüsü milli menfaatlerdir. Çin şu anda küresel bir güç olmasa bile, bölgesel bir güç olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Çin, şu anda 6. ekonomik güç ülkesi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Şangay İşbirliği Örgütü’nün daimi üyesidir. Bu bağlamda Doğu ile Batı’yı bağlayan en önemli jeostratejik konuma sahip Türkiye Çin ile olan ilişkilerini geliştirmelidir. Çin ile olan ilişkilerinde en büyük temas noktası ise tartışılmasız Doğu Türkistan olmalıdır. Bu açıdan Türkiye, Doğu Türkistan ile ilgilenmeli ve stratejik yönünde Doğu Türkistan iki ülkenin köprü olma rolünü dikkate almalıdır. Bu durumda Türkiye, Çin’in toprak bütünlüğünü tehdit etmeyecek şekilde, ileriye yönelik Çin ve Doğu Türkistan politikasının oluşturulması gerekmektedir.                                                                                        
Çağdaş Duman, Analist, USBED
10.02.2017 - Hit : 888


  • Bizi Facebook'ta Bulun


 
Tum Haklari Saklidir - 2013 © USBED | Editor alioztarsu